Bu sırada çiftlikte...

Obama'yı Beyaz Saray'da bıra-kıp kendi dertlerimize daldığımızdan bu yana epey zaman geçti. Eski kovboy filmlerinde ve Red Kit öykülerinde olduğu gibi soralım:

Obama’yı Beyaz Saray’da bıra-kıp kendi dertlerimize daldığımızdan bu yana epey zaman geçti. Eski kovboy filmlerinde ve Red Kit öykülerinde olduğu gibi soralım:
“Bu sırada çiftlikte neler oluyor?”
Bu sırada çiftlikte işler pek iyi değil. Başka Obama’nın sağlık reformu projesi derin muhalefeti aşmakta zorlanıyor.
Son seçimlerde ağır bir yenilgiye uğramış olan Amerikan sağı bu projeyi kadük ederek intikâm almak ve yeni Başkan’ı dünyanın gözünde madara etmek istiyor.
Bu amaçla o kadar ucuz demagojilere başvuruyor, Soğuk Savaş döneminde Amerika’nın ruhunun derinliklerine işlemiş korkuları o kadar utanmazca kaşıyor ki, bu ülkenin yalnızca dokuz ay önce Barack Obama’yı seçen ülke olup olmadığını sorabilirsiniz.
İlaç ve sağlık sigortası lobileri de bu ‘gerici’ muhalefetle işbirliği yapmakta bir sakınca
görmüyorlar. Amerikan halkının cebinden götürülen yüz milyar dolarlık tatlı kârlar söz konusu...
Dünyanın en güçlü ve en zengin ülkesinde 46 milyon kişinin hiçbir sağlık sigortası olmadığını biliyor musunuz?
Bu ülkenin uzmanları söylüyorlar: “Sağlığa en çok parayı biz harcıyoruz ama birçok yerde verilen hizmet Üçüncü Dünya düzeyinde.”
Bu ülkede birçok insan sağlık sigortası olmadığından ya da yetersiz olduğundan iyi tedavi göremiyor ve bazıları da ölüyor. Herhangi bir ülkede değil, Irak’ta 1 trilyon doları yakan ABD’de!
Geçen yıl dünyanın en zengin kentleri arasında adı geçen Santa Barbara’da yaşadığım günlerde, o yörede yaşayan akıl hastalarına ilaç yardımının kesilmesi söz konusuydu. Bu amaçla harcanan birkaç milyon doların eyalet bütçesine yük olması gerekçe olarak gösteriliyordu. Oysa ilaçsız kalacak gariban hastaların yöreye ya da bölgeye vereceği zarar çok daha fazla olabilirdi.
Bu kadar zengin bir eyaletin kendi hasta yurttaşlarına böyle bir şey yapabilmesinin büyük bir ahlaksızlık olduğunu düşünmüştüm.
Obama’nın sağlık reformu da bu türden ahlaksızlıkları önlemeyi amaçlıyor. Herkesin bir sağlık sigortasına sahip olabilmesi için çeşitli opsiyonlar öneriyor. Ama hayır! Son seçimlerde Cumhuriyetçilerin Başkan Yardımcısı adayı Sarah Palin gibi Amerikan sağcıları kıyameti koparıyor, bunun bir çeşit komünizm olduğunu söylüyorlar.
Sıradan Amerikalının en büyük korkusu ağır bir hastalık geçirmektir. Çünkü, yalnızca hastalanmakla kalmaz, beş parasız da kalabilir. Hastalık, bu zengin ülkede en yaygın iflas nedenidir.
Sağlık sigortanız olsa bile, sigorta şirketinin ne yapacağı belli değildir. Örneğin, kanser tanısıyla hastaneye yatan bir hastanın safra kesesinde taş bulunduğundan ve bu durum sigorta şirketine önceden bildirilmediğinden (hastanın da haberi yokmuş aslında) tedavi masraflarının ödenmesi reddedilmiş, hasta on binlerce dolar tutan faturalarla baş başa bırakılmıştır.
Bu türden örnekler çoktur. Sigorta şirketleri milyonlarca insanı daha önce geçirdikleri hastalıklar nedeniyle, veto edip sigortasız bırakabilmiştir. Ölüm fermanı gibi bir şeydir bu.
Obama’nın sağlık reformu tasarısı bu gibi insanlık dışı durumları asgariye indirmeye çalışıyor ve yaman bir muhalefetle karşılaşıyor.
Dünyanın en zengin ülkesi Amerika’da oluyor bütün bunlar. Obama’yı seçmiş ülkede!