Bu treni de kaçırdık!

Bir zamanlar 'Bilgi Toplumu' dediğimiz trenden söz ediyorum. Geçmişte çok parlak günler yaşamış olan Türklerin niçin 'çağdaş toplum' istasyonuna varamadığının açıklaması, genellikle 'Sanayi Toplumu' trenini kaçırmasıyla açıklanagelmiştir.

Bir zamanlar ‘Bilgi Toplumu’ dediğimiz trenden söz ediyorum.
Geçmişte çok parlak günler yaşamış olan Türklerin niçin ‘çağdaş toplum’ istasyonuna varamadığının açıklaması, genellikle ‘Sanayi Toplumu’ trenini kaçırmasıyla açıklanagelmiştir.
Ve eklenmiştir: Türkiye’nin önünde bir şans daha var: ‘Bilgi Toplumu’ treni. Ona zamanında atlarsa, kaçırdığı tren dolayısıyla kaybettiği zamanı giderebilir ve o istasyona varabilir.
Bu görüş özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda çok yaygındı. Turgut Özal’ın tüm iletişim altyapısını yenileyerek ülkeye ‘çağ atlatması’ bazı kesimlerde yaygın bir iyimserliğe yol açmıştı: Türkiye bir hamleyle iletişimde azgelişmişlik çemberini kırmış, Avrupa ölçütlerini yakalamıştı. 2000 yılında bilgi toplumu ile randevumuz vardı. Ondan sonra Türkiye’yi kimse tutamazdı!
İkisi de elektronik mühendisi olan Turgut Özal ve Adnan Kahveci’nin ölümlerinden sonra bu proje siyaseten sahipsiz kaldı.
Geçenlerde yayımlanan uluslararası bir rapor o treni yakalama çabalarımızın bir değerlendirmesini yapmamızı sağlıyor. Buna bir çeşit karne gözüyle bakabilirisiniz. Ne yazık ki, notumuz kırık!
Evet, bu şansı da heba ederek tarihsel treni kaçırmışa benziyoruz.
Rapor, Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanmış olan Küresel Enformasyon Teknolojileri Raporu. Bu yıl sekizincisi yayımlanıyor. Yerküredeki 134 ülkeyi ve insanlığın yüzde 98’ini kapsıyor.
Maalesef Türkiye’nin durumu hiç parlak değil. Okurken insanın yüzü kızarıyor.
Bırakın Avrupa ülkelerini, örneğin Tunus bile Türkiye’ye birçok alanda nal toplatıyor.
Türkiye ev ödevlerini yapmamış tembel bir öğrenci durumunda. Daha vahimi, ilerleyeceğine geriliyor.
Örneğin ülkedeki ‘siyasal ve düzenleyici ortam’ açısından 2002 yılında 50. iken, 2008 yılında 56.’lığa düşmüş. Bırakın onca böbürlenmeyi bir yana, AKP iktidarı döneminde tam altı sıra gerilemişiz! Hükümetin bu alanda insiyatif alışında ise 2002’de 70. iken şimdi 87.’liğe düşmüşüz! Tam 17 sıra geriye!
Bakın bu iktidar döneminde bazı diğer ölçütlerde nerelerdeyiz: Vergileme ortamı, 123.; hükümetin alımlarla teşviki, 106.; basın özgürlüğü, 106.; hükümetin sektöre tanıdığı öncelik, 101.
Çok ayıp değil mi 134 ülke arasında basın özgürlüğü açısından 106. olmak!  En sonlarda Arnavutluk ile Makedonya arasında sıkışmak.
İç karartıcı birkaç örnek daha:
Fikri hakların korunması açısından 93. sırayı almışız. Üstümüzde Kenya altımızda ise Vietnam var.
Matematik ve bilim eğitiminde 73. sıradayız. Vietnam ile Madagaskar arasındayız.
Eğitim sisteminin kalitesinde daha da gerideyiz: 77.!
Elektrik üretiminde 72., okullarda internet kullanımında 55.!
Bu iç kararıcı istatistikler böylece uzayıp gidiyor.
2002 yılında başlayan tek parti iktidarının Türkiye’yi çağdaş toplum yönüne fırlatacak bir
kaldıraç olabileceğini ummuştuk. Heyhat!
Yazık, galiba bu treni de kaçırmışız!