Bulgaristan'da ne değişti?

'Komşu' Bulgaristan'a yaptığım kısa gezinin izlenimleri geçen pazar yarım kalmıştı. Söz verdiğim gibi devam ediyorum.</br>Benim kuşağım Bulgaristan'ı Rusya'nın en yakın müttefiki ve Varşova Paktı'nın...

'Komşu' Bulgaristan'a yaptığım kısa gezinin izlenimleri geçen pazar yarım kalmıştı. Söz verdiğim gibi devam ediyorum.
Benim kuşağım Bulgaristan'ı Rusya'nın en yakın müttefiki ve Varşova Paktı'nın sadık üyesi olarak algılamaktan kolay kolay kurtulamıyor. Oysa, kestirme yoldan Avrupa Birliği ve NATO'ya alınıvermiş bir ülke şimdi burası.
Gençlik yıllarımda orası Doğu idi, biz ise Batı. Şimdi orası Batı, biz Doğu. Bulgar bayraklarının üzerinde dalgalanan mavi AB bayrağı benim gibilerine buranın artık neresi olduğunu hatırlatmaya yarıyor.
Peki, daha ötesi? Tam üye olduğuna göre, bize sık sık tanımlandığı türden Avrupalı bir ülke mi Bulgaristan?
Şumen'de (Şumnu) bir Bulgar gazetecisine sordum:
"Avrupa Birliği'ne tam üye olmak hayatınızı nasıl değiştirdi?"
"Hiç değiştirmedi!" dedi. "En azından şimdilik."
Yanındaki meslektaşı açıkladı:
"Eğitimli gençlerimiz Kuzey Avrupa'ya garsonluğa gitti. Para kazanıyorlar.
Karadeniz kıyılarını İngilizler satın alıyor.
Orada da birileri para kazanıyor."
Bunları övünçle mi yoksa utançla mı söyledi, çıkaramadım.
Gerçekten Varna'dan otobüsle Dereköy sınır kapısına doğru ilerlerken Karadeniz kıyısı boyunca büyük bir inşaat furyasıyla karşılaştık. Karadeniz rüzgârlarına karşı yüksek apartmanlardan bir duvar örülmekte! Satış ilanları, İngilizce.
Geçen yazımda dediğim gibi, Bulgaristan da Globalistan koşullarına göre yeniden biçimlendiriliyor. Keçi sakallı Lenin'in yerine
Keçi sakallı Albay Sanders'in resimleri her yerde. Hani şu Kentucky Kızarmış Tavuk zincirinin kurucusunun.
Ya Bulgaristan Türkleri?
Onların, yurttaşlık hakları açısından, eski döneme göre daha iyi bir yerde olduklarına kuşku yok. Buna karşılık ekonomik sıkıntıları devam ediyor. Bu biraz da Bulgar tarımının içinde bulunduğu sıkıntılarla ilgili.
Bu arada, Türklere karşı ırkçılığın hortlayabileceğini gösteren tatsız olaylar oluyor.
28 Eylül'de yapılacak olan yerel seçimler nedeniyle ülke gergin. Neler olduğunu merak edenlere Yalçın Bayer'in dün (7 Eylül) Hürriyet'te çıkan yazısını tavsiye ediyorum.
Türklerin partisi olarak bilinen Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) bir kez daha bazı çevrelerin hedefi. Hareketin lideri Ahmet Doğan ile bazı ileri gelenleri zamanında gizli polise çalışmakla suçlanıyor... Niçin şimdi?
Gazeteciler ülkelerinde basın özgürlüğünün tam olduğunu söyleseler de, işin doğrusu nedir bilmek zor.
Ahmet Doğan'la ilk tanışan Türk gazetecilerinden biriyim.
Sanırım 1990 yılında rahmetli Oktay Kurtböke ile birlikte Sofya'da bir gazetecilik konferansına gitmiştik. Bir dağ lokantasında yemek yerden oradaki Türklerin siyasi liderlerinden birinin bizimle konuşmak istediğini söylediler. Kara kuru, gözlüklü, ürkek biri çıkageldi. Adı Ahmet Doğan'mış. Uzun uzun anlattı. Verdiği demokrasi mücadelesini takdir ettiğimizi söyledik.
Doğan bir süredir Bulgaristan'ı yönetenlerden biri. Ama hakkında rivayet muhtelif.
Hasılı, karışık bir yer Bulgaristan.