Bursa?yı da unutmayın

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Diyarbakır... 29 Mart seçimlerinin en büyük ilgiyle izlenecek bölgelerinden söz edildiğinde ilk akla gelenler bunlar. Son günlerde bana öyle geliyor ki, bunlara Bursa?yı da eklememiz gerekiyor.

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Diyarbakır... 29 Mart seçimlerinin en büyük ilgiyle izlenecek bölgelerinden söz edildiğinde ilk akla gelenler bunlar. Son günlerde bana öyle geliyor ki, bunlara Bursa’yı da eklememiz gerekiyor.
Bursa’nın adının daha önce pek anılmamasının nedeni 2004 yerel seçimlerinde AKP’nin seçimi yüzde 53’e karşı 17 gibi açık bir farkla kazanmış olmasıydı. Öyle kolay kolay kapatılacak bir fark değildi bu.
Ancak bugün, ‘Seçim ortada’ diyenlere bile rastlanıyor.
Belli ki, son aylarda Setbaşı Köprüsü’nün altından çok sular aktı.
En önemli değişiklik, kuşkusuz, halen görevde bulunan Hikmet Şahin’in AKP’ tarafından yeniden aday gösterilmemesi oldu. Onun yerine ilçe belediyelerinden birinin başında bulunan Recep Altepe aday ilan edildi. Niye böyle yapıldığı da çok net bir dille açıklanmadı.
Görevde olduğu halde reddedilmiş başkanların hayal kırıklığının, nişanı atılmış aşıklar kadar derin olabileceğini siyasal yaşamımızdan biliyoruz!
Nitekim öyle oldu. Hikmet Şahin DP’nin adayı oldu. Eski partisine bir ders vermek istiyor.
Diğer partiler de boş durmadılar: MHP eski İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nu, ANAP eski bakan İlhan Aşkın’ı aday gösterdi.
Bunlara CHP’nin adayı olan başarılı işkadını Sena Kaleli’yi katın.
Sağda oylar bölündüğü takdirde, çağdaş demokratik değerleri kampanyasına yansıtan enerjik Kaleli’nin aradan sıyrılması bile olasılık dışı değil!
Çocukluk yıllarımı geçirdiği Bursa benim için bir yürek acısıdır.  Şişmanlayıp çirkinleşmiş
yaşlı bir güzellik kraliçesini gördüğünüzde içinize bir hüzün basar ya, ovadan kente doğru yaklaşırken içime öyle bir hüzün dolar...
Bursa’ya son çeyrek yüzyıl içinde gelmiş olanlar bunu pek anlayamazlar. Çünkü o güzelin kraliçelik dönemini görmemişlerdir.
100-150 bin nüfuslu Yeşil Bursa, bırakın Türkiye’yi, dünyanın en güzel kentlerinden biriydi.
Uludağ’ın eteklerine ve yamaçlarına bir kedi yavrusu gibi sığınmış uysal haliyle örneğin
dillere destan Granada’dan daha güzeldi. Hani şu Endülüs’ün Granada’sından...
Yapılan kötü tercihler sonucu, o güzellik üzerine kezzap atılmışcasına yok edildi. 
Bugün Bursa’ya yeşil bahçeler değil, beton yığınları egemendir. Aradaki dar yollarda trafiğin tıkalı durduğu çirkin apartmanlar...
Son dönemlerde bazı şeyleri kurtarmak için çaba gösterenler oldu. Ama, ne yazık ki, geç kalınmıştı.
‘Fazlasıyla geç ve çok yetersiz’ diye bir söz vardır İngilizce. Aynen öyle...
Bursa’nın yepyeni bir anlayışla ele alınması gerekiyor. Belki hâlâ bir şeyler yapılabilir. 21. yüzyıl için kent yeniden tasarımlanabilir.
Nasıl mı?
Örnek aranacaksa, bir Bursalı olarak yüzüm kızararak söylüyorum ama, ezeli rakibimiz Eskişehir’e bakmak yeter. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’ine.