Bütün dünyanın gözleri önünde

Kudüs?teki İbrani Üniversitesi?nin çok iyi bir iletişim bölümüne sahip olduğu söylenir. Bunun başlıca nedenlerinden birisi, yaşı 80?i geçmiş olan Prof. Dr. Elihu Katz?ın orada ders vermesidir.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nin çok iyi bir iletişim bölümüne sahip olduğu söylenir. Bunun başlıca nedenlerinden birisi, yaşı 80’i geçmiş olan Prof. Dr. Elihu Katz’ın orada ders vermesidir. Katz iletişim alanına damgasını vurmuş nice araştırmanın yazarı ve ‘medya olayı’ kavramının yaratıcılarından biridir.
Bu kavrama göre günümüzde siyaset, hem olumlu hem de olumsuz anlamda, ‘medya olayları’ ile yapılmakta ya da manipüle edilmektedir.
Tahta çıkma töreni ya da idam infazı gösterisinin yeri artık televizyon ekranıdır.
O televizyon ki, imge demektir. Çinlilerin dediği gibi, bir resim bin sözcüğe bedeldir...
Hele bu resim bombalarla parçalanarak öldürülmüş bir bebeğin resmi ise!
Bunlar aklıma dün televizyonlar İsrail’in Gazze’ye bombardıma yoğunlaştıracağına dair altyazılar geçmeye başlayınca geldi. Gazze’nin bilinen ve yürek parçalayan koşulları nedeniyle bunun ne anlama geldiğini biliyoruz:
Parçalanmış yeni bebekler ve yeni ölü bebek resimleri!
Bu konuların piri sayılan Prof. Katz’a gitseler eminim söyleyecektir: İnsanları etkileme ve tutum oluşturma açısından hiçbir şey bu resimler kadar etkili olamaz. İsrail hükümetinin olayları kendi açısından yansıtmak için tüm çabaları, uluslararası basına yaptığı tüm baskılar beyhudedir. 
Gene de İsrail’i yönetenler, asla kazanamayacakları bir savaşı sürdürmeyi göze alıyorlar. Acaba niçin?
Bunun nedeni, Bush’tan farklı tellerden çalabilecek Obama’dan önceki boşluktan yararlanma fırsatçılığı mıdır? Seçimler yaklaşırken iç politikada mevzi kazanmak kurnazlığı mıdır? Yoksa Arapların birbirine düşmüşlüğünden yağ çıkarma cingözlüğü mü?
Üçü de bana ikna edici gelmiyor. Bunların, bütün dünyanın gözleri önünde çoçukları öldürmek ve insanlığın nefretini kazanmak için yeterli bir gerekçe olmadığını bilecek kadar birikimli olması gerekir İsrail yöneticilerinin...
Öyleyse, acaba asıl niyet başka mı? Çok daha kapsamlı mı? Örneğin, İranı da bir şekilde bu işin içine çekip yıllardır beklenen havadan darbeye bahane yaratmak mı?
Ya da, bölgede yükselen İran tehdidine karşı ABD’nin Irak işgali beklenen sonu vermeyince karamsarlığa kapılan birileri uzun dönemde yegâne kurtuluşun bölgeyi yeniden düzenleyecek büyük çatışmada olduğu sonucuna mı var mıştır?
Meydanın aşırılara kalması bunun için mi kışkırtılmaktadır?
Her iki tarafın aşırılarının ortak yanı, yaptıklarının doğruluğunu kanıtlamak için kutsal kitaplara başvurmaları. Yazılarda, afişlerde, havada karşılıklı sureler uçuşuyor.
Gelin de Jonathan Swift’in sözlerini hatırlamayın:
“Birbirimizden nefret etmemize yetecek kadar dindarız, ama birbirimizi sevmemize
yetecek kadar dindar değiliz.”