Büyük (koalisyon) düşünme zamanı

Geçenlerde bu sütunda 'ilk söyleyen ben olayım' diyerek öne sürdüğüm</br>'uçuk' olasılığı dün DP Genel Başkanı Mehmet Ağar da dile getirmiş?: Büyük koalisyon!

Geçenlerde bu sütunda 'ilk söyleyen ben olayım' diyerek öne sürdüğüm
'uçuk' olasılığı dün DP Genel Başkanı Mehmet Ağar da dile getirmiş?: Büyük koalisyon!
Yani seçimden sonra, en çok oy alacak iki partinin ya da AKP ile CHP'nin kuracağı ortaklık.
Benim çekinerek dile getirdiğim fikir artık siyaset gündemimizdedir.
Ağar 'Memleketi onlar bu kadar gerdi, şimdi de onlar yatıştırsınlar' türünden bir gerekçe vermiş bu ortaklık için. Aslında, içinde bulunduğumuz siyasi kördüğüm üzerinde biraz düşünecek olursak bu savı destekleyen pek çok başka gerekçeyi de sıralayabiliriz.
Son haftalarda Türk siyasetinin karşısındaki asıl sorunun Ankara'daki parçalanma ve sürtüşme olduğunu yazıyor, seçimlerin bile buna çare olamayacağını belirtiyorum. Farklı şeyler söylemek, farklı formüller gerekir diyor, ekliyorum:
"Yoksa işimiz kötüdür."
Dün gazetelerde okuduğunuz Amerika kaynaklı senaryolar ne kadar kötü olabileceğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Ankara'nın siyasal aktörleri bir an akıllarını başlarına toplamazlarsa bu topraklarda artık her şey olabilir. Olayın boyutları parti çıkarlarını aşmıştır. Türkiye artık birileri için 'operasyon bölgesi'dir. Demokratik sistem ve ülkenin bütünlüğü tehlikededir.
Şöyle de söyleyebiliriz: Kriz artık AKP'nin kendi başına altından kalkabileceği boyutları aşmıştır.
Dünyanın çeşitli yerlerinde bu gibi durumlarda 'büyük koalisyon' formülünün gündeme geldiğini biliyoruz. Seçimlerden en çok oy alarak çıkan iki partinin hükümette bir araya gelmesine 'büyük koalisyon' deniyor. Şu anda Almanya'da Hıristiyan Demokratlarla Sosyal Demokratlar arasında böyle bir kolisyon var.
Büyük koalisyonlar ülkedeki siyasal gerginlikleri düşürdükleri gibi partilerin tek başlarına sorunları elbirliğiyle çözmeye de yarıyorlar. Ayrıca, büyük gerginlik nedeni olan konular, koalisyon dengeleri nedeniyle askıya alınıyor, rahatlıyor ve kısır kavgalardan kurtularak ileriye doğru yürümeye başlıyor.
Merkel'in Almanyası bir örnektir.
Türkiye'nin karşısındaki sorunlar kuşkusuz iki yıl önce Almanya'nın karşısında bulunan sorunlardan daha ağır. Ve işte bu yüzden, bir süre önce dile getirdiğim AKP-CHP arasında büyük koalisyonu daha da işlevsel bir olasılık haline geliyor.
CHP'nin ortağı olduğu bu hükümet, ülkeyi 'iki ruhlu' hale getiren laiklik krizini tam olarak çözmese bile derhal derin dondurucuya kaldıracaktır. Böylece Ankara'da yıllardır dolaşan darbe söylentilerinin de zemini kaybolacaktır. Bu iki partinin oluşturduğu güçlü hükümet, Türkiye'yi ABD'ye ve AB'ye karşı daha dik durdurabilecektir.
Ve tabii, en önemlisi, Güneydoğu ve terör sorununun çözümü için kararlı adımlar atabilecektir.
Böyle bir olasılık '22 Temmuz'dan sonra ne olur' sorusuyla bağlantılı korkulara da son verecektir. Ne olacaksa büyük koalisyonla olur!
Türkiye'nin çözümsüz gerginlikler enerjisini israf etmediği bir beş yıla ihtiyacı var. Yaşam standartlarını Avrupa ölçütlerine çıkarabilmesi ve demokrasisini darbe yemez kıvama getirebilmesi için huzura ihtiyacı var.
Bu 'büyük' hedefler için büyük düşünmeye değmez mi?