'Büyük koalisyon' olur mu?

Seçimden sonra büyük koalisyon kurulur mu? 'Büyük koalisyon'... </br>Yani AKP-CHP koalisyonu.</br>İlk bakışta çok saçma ve uçuk gelebilir bu fikir.

Seçimden sonra büyük koalisyon kurulur mu? 'Büyük koalisyon'...
Yani AKP-CHP koalisyonu.
İlk bakışta çok saçma ve uçuk gelebilir bu fikir. İsterseniz bu yazıyı bir düş ya da fantezi gibi de okuyabilirsiniz. Tabii, ülkemizde fanteziden gerçeğe geçişin sanıldığından çok daha kolay olabileceğini unutmamak kaydıyla.
1974'ün CHP-MSP koalisyonu, ('büyük koalisyon' değildi ama) seçimden sonra en zırva, en olmayacak olasılık olarak değerlendiriliyordu. Bir baktık ki, 'tarihsel uzlaşma' adı altında oluvermiş!
Çok partili parlamenter sistemlerde, en büyük iki partinin birlikte hükümet kurmasına 'büyük koalisyon' diyorlar. Şu anda Almanya'da Hıristiyan Demokratlarla Sosyal Demokratlar arasında böyle bir koalisyon var. Avusturya'da, Portekiz'de, İsrail'de de rastladık bu türden koalisyonlara. Sık olmasa da garip bir yanı yok. Bizde de olabilir.
Özellikle yabancı gözlemcilerin 22 Temmuz seçimlerinden sonra ortaya çıkacak tabloya ilişkin iki tahmini (temennisi?) söz konusu idi:
Tek başına AKP iktidarına devam, ya da AKP-DP koalisyonu.
DYP-ANAP birleşmesinde yaşanan skandal, ikinci seçeneği büyük ölçüde devreden çıkardı. Bu iki parti şu saatten sonra seçimde işbirliği yapsalar bile çok kan kaybettiler. Eşekten (Hadi 'kırat'tan diyelim!) düşmüş bir karpuzu tutkalla yapıştırabilir misiniz?
Şu sıralar, AKP'nin seçimden tek başına iktidar olmasına yetecek kadar oy alması olasılığı yüzde 50 dolayında görülüyor. Diyelim ki, öyle.
Ya öteki yüzde 50?
Son hesaplara göre Meclis'te AKP, CHP, MHP ve bağımsızlar olacak. Tahmin edildiği üzere, AKP en büyük parti olarak çıktığı halde sandalye sayısı hükümet kurmasına yetmezse kiminle koalisyon yapacak?
MHP hiçbir şekilde AKP ile hükümet kurmayacağını söylüyor. O zaman iki seçenek kalıyor: CHP-MHP ve AKP-CHP. Yani 'büyük koalisyon'.
'Mesela deduk' kabilinden hayal kurmaya devam edelim. Tıpkı Almanya'da olduğu gibi 'büyük koalisyon' kuruluyor; hemen uzlaşarak bir cumhurbaşkanı seçiliyor; AKP başarılı görüldüğü ekonomiyi ve icraatçı bakanlıkları alıyor; Dışişleri, Milli Eğitim ve Milli Savunma CHP'ye kalıyor. Ülkede ideolojik tansiyon derhal düşüyor. Türkiye yoğun bir siyasal reform dönemine giriyor. Elbirliğiyle yeni bir Anayasa hazırlanıyor, Siyasal Partiler ve Seçim Yasaları değiştiriliyor, ülke barajı yüzde 5'e düşürülüyor, ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılıyor, Güneydoğu'da büyük bir kalkınma hamlesi başlatılıyor, eğitim ve sağlık yatırımları katlanıyor, AB ile ilişkiler karşılıklı saygı temelinde yeniden düzenleniyor, ülke fert başına milli gelirin 10 bin dolara ulaşacağı 2010 yılına doğru huzur içinde ilerliyor...
Biliyorsunuz, 10 bin dolar sınırından bir çeşit demokrasi güvencesi olarak söz edilmekte. Türkiye'nin bu sınır geçince 'darbe-yemez' bir kıvama varacağı söyleniyor.
Fantezi mi? Olabilir.
Gene de, Türkiye'de fantezi ile gerçek arasındaki mesafenin o kadar da büyük olmadığını unutmayalım.