Çanak mülakât nasıl yapılmaz?

Basından üç kişi bir televizyon kanalında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile mülakât yapmışlar. Ben ne yazık ki izleyemedim.

Basından üç kişi bir televizyon kanalında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile mülakât yapmışlar. Ben ne yazık ki izleyemedim. Ancak dünkü gazetelerde bu mülakâtı eleştiren yazı ve karikatürler gördüm. Hemen hepsi mülakâtı yapan basın mensuplarını ‘çanak’ sorular sormakla suçluyorlardı.
Görmediğim o mülakât hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Ancak böyle şeyler sık sık oluyor.
O yüzden, kıdemli bir meslek mensubu olarak konuyu biraz irdelemek, genç meslektaşları uyarmak istiyorum.
‘Çanak mülakât’ deyip gülüp geçmeyin. Aslında en tehlikeli mülakât türüdür. Güçlülerle yapılan mülakâtlarda, o çanaklar derin kuyulara dönüşür, saygınlık ve şöhretleri yutuverir.
Basın tarihimizde çeşitli örnekleri vardır.
Gazeteci, yani halkın gerçekleri öğrenme ve anlama hakkını kendisine meslek ve misyon
edinmiş olan kişi, hangi soruları soracağını düşünür elbet, ama asıl vermesi gereken karar, o soruları kimin adına soracağıdır.
Bu soru kuşkusuz ‘Aslında benim patronum kim?’
ya da ‘Aslında ben kimin emrinde çalışıyorum’ sorusundan ayrılamaz.
Gazeteciliğin demokratik toplumlarda nasıl bir misyon duygusuyla yapılması gerektiğini anlamayan ya da anlamayacak olanlara bu sorular uçuk ve gerçeklerden kopuk sorular gibi görünebilir. Oysa, basın tarihi gösteriyor ki, işin aslı, ölçütün doğrusu budur.
Bazıları için patron, gazetenin ya da kanalın patronudur. Sorular onun adına sorulur. Onun izin verdiği sınırlar içinde sorulur.
Bazıları için ise asıl patron, gözüken patronun patronudur. Onu patron yapan ya da patron kalmasını sağlayandır. Başbakandır, cemaat reisidir, örgüt lideridir. Sorular onun adına sorulur.
Onun istediği şekilde sorulur.
Gerçek gazeteci için ise patron, mesleki vicdandır, doğrulardır, gerçeklerdir ya da eldeki olanaklarla ona en fazla yaklaşma çabasıdır, gerçek arayışıdır.
İşte bu çerçevede, sorulması gereken soruları sormamak mesleğe ihanettir.
Güç sahibiyle mülakât yapan gazeteci bir robot ya da soru sorma makinesi değildir. Sorduğu soruyu takip eden, yanıtlardaki çelişkilere dikkat çeken aktif bir iletişim aktörüdür. Mülakât yapılan güç sahibinin halkla ilişkiler temsilcisi, basın danışmanı ya da amigosu rolü onu mesleğin dışına atar.
Gerçek arayışı sürecinde çatır çatır sorular sorulan mülakâtların inandırıcılığı ve ikna yeteneği çanak mülakâtlardan çok daha yüksektir.
Demokratik ülkelerde liderler bunu bildiklerinden, kendileriyle çanak tutacakların değil, gazetecilik yapacakların mülakât yapmasını tercih ederler.