Çanakkale iyimserliği

Önceki gün Çanakkale'de Kordon Girişi'ndeki Halk Bahçesi'nde Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ferai Tınç ile birlikte 'barış kültürü' konusunda konuştuk. Yurdumuzun bu yöresine benim kadar tutkun olan Ferai...

Önceki gün Çanakkale’de Kordon Girişi’ndeki Halk Bahçesi’nde Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ferai
Tınç ile birlikte ‘barış kültürü’ konusunda konuştuk. Yurdumuzun bu yöresine benim kadar tutkun olan Ferai dostumla birlikte bunu aşağı yukarı her yıl yapıyoruz. Bahanemiz, bu yıl 46’ncısı gerçekleştirilen, ‘Troia Festivali’ oluyor. Çanakkale’nin ileri görüşlü ve sanatsever Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, bizi festivale her yıl davet
ettiği gibi, gelip dinlemeyi de ihmal etmiyor.
İşin içinde Troya ve barış olur da biz katılmaz mıyız!
Çanakkalelilerin barış konusunda duyarlı olmalarının temel nedeni kentlerinin adının iki ünlü savaşla anılması: Homeros’un İlyada destanı ile ölümsüzleştirdiği Troya savaşı ve tarihin en kanlı çarpışmalarından bazılarının cereyan ettiği Çanakkale savaşları.
Çanakkaleliler savaş konusundaki özel durumlarının kendilerinin barış konusunda da özel hale getirdiğini düşünüyor ve kentlerinin bir barış kültürü merkezi haline gelmesini arzu ediyorlar. Bizim katkımız da
o noktada isteniyor. Hayhay!
Ferai ile bu yıl konumuzu ‘21. Yüzyılda Savaş ve Barış’ olarak belirlemiştik. Çağımızda savaşların nasıl değiştiğinden söz edecek, sözü Türkiye’ye getirecektik. Bu bağlamda son dönemlerde çok tartışılan ‘Kürt Açılımı’ konusunda sorular sorulmasını, yorumlar yapılmasını da bekliyorduk.  Ama doğrusu ya, bu kadarını beklemiyorduk.
Bunu bir hayıflanma olarak anlamayın. Tam tersine, bundan beş-on yıl önce dile getirilemeyecek konuların açıkça ifade ediliyor olmasını demokrasi kültürünün derinleşmesinin ve halkımız tarafından içselleştirilmesinin bir işareti olarak değerlendirdim ve sevindim.
Bu arada asla katılmadığım bir sürü şey de söylendi, ama demokrasi böyle bir şey. Hiçbir konuyu, bu arada Kürt sorununu özgür biçimde tartışmadan çözebileceğimize inanmıyorum. Özgürce konuşuldukça konu olgunlaşacaktır. Son günlerde bu durumun örneklerini basında görüyordum. Çanakkale’de Halk Bahçesi’ndeki tartışmadan anladım ki, başka düzlemlerde de durum böyledir.
Ortak payda olarak demokrasinin işlemesinde anlaşabilirsek çözemeyeceğimiz sorun yoktur.
Demokrasi derken en başta ifade ve basın özgürlüğünü kastediyorum. Bunu yalnızca soyut bir özgürlük olarak değil, somut önlemlerle desteklenmiş bir yetenek olarak tanımlıyorum. Bu yetenek
gerçekliğe dönüştüğü sürece ne şeriat düzeninden korkmamıza gerek kalır, ne de bölünmekten.
Çünkü ifade ve basın özgürlüğünün iyi işlediği bir Türkiye’de laiklik ve birlikte yaşama taraftarları tartışmalardan mutlaka galip çıkarlar. Zaman zaman yenilgiye uğrasalar da uzun vadede galip çıkarlar. Çünkü tezleri kuvvetlidir ve çağa uygundur.
Çanakkale Halk Bahçesi’ndeki tartışma bu görüşümü pekiştirdi. Demokrasi işlediği sürece Çanakkale kolay geçileceğe benzemiyor!