Daha yeni konuşmaya başladık

Hükümetin Kürtler konusunda başlattığı 'açılım'dan bir şey çıkacak mı? Büyük bir olasılıkla hayır, çıkmayacak.

Hükümetin Kürtler konusunda başlattığı ‘açılım’dan bir şey çıkacak mı?
Büyük bir olasılıkla hayır, çıkmayacak. Ancak, gene de bu, böyle bir tartışmanın yapılmasının yararsız olduğu anlamına gelmiyor. Tüm konuşulanlar,  netameli konunun ‘çözüm’e giden yolda olgunlaşmasına yardımcı oluyor.
Adı üzerinde, bu bir ‘süreç’. Yani hemen değil, belirli bir süre içinde tamamlanması düşünülen bir oluşum.
Ha deyince olacak bir şey değil.
Yaraların bile iyileşmesi için kabuk bağlaması gerekiyor. Yaranın kabuğunu, kıvamına gelmeden kaldırdığınızda kanıyor, iyileşmeyi daha da geciktiriyor.
Hükümetin bu ‘açılımı’, Amerika’nın takvimine uyarak aceleye getirmek istediği izlenimi birçok kesim için frenleyici oldu. ABD’nin bölgedeki sicilini iyi bulmayanlar -ki sayıları az değildir- yine bir oyun oynandığı kaygısına kapıldı.
Hükümet de konunun kamuoyuna sunuluşunda ciddi iletişim hataları yaptı. Açılımla ilgili ilk ‘çalıştay’ın, çoğu bu konuda fazla angaje görülen yazarlarla yapılması bunlardan biriydi. Tartışmanın üzerinden yürüyeceği ortak bir terminoloji oluşturulamaması ve paketin içeriğiyle ilgili bilgi eksikliği de iletişim hataları arasında sayılabilir.
Yine de, patlak veren tartışma yararlı oldu. Daha önce hiç konuşulmamış, konuşulamamış şeyler konuşulabilir hale geldi. Devrim Sevimay’ın Milliyet’te yayımlanan mülakâtlar dizisi gerçekten zihin açıcı idi.
Ki zihin darlığı, siyaset dünyamızın en müzmin rahatsızlıklarından biridir.
Örneğin, şimdiye kadar hep tek taraftan konuşulan bu konunun bir de öbür tarafı olabileceği ilk defa dile getirildi: Ya ‘ayrılmak’ isteyen hep dile getirildiği üzere Kürtler değil, çoğunluktaki Türkler olursa?
Öyle sanıyorum ki, bu sorunun sorulmuş olması bile ‘federasyon’ tezinin ne gibi sonuçları olabileceğini göstermesi açısından yararlıydı.
Daha önce hiç dile getirilmemiş, hatta akla bile gelmemiş şeyler de tartışılacaktır. Ancak, bunun ilerlemesi, didiklenmesi ve sindirilmesi zaman alacaktır. ‘Olgunlaşma’ derken bunu kastediyorum.
Çelişki şurada: ABD bir an önce Irak’tan ayrılmak ve Kuzey Irak’taki Kürtleri Türkiye’nin himayesi altına sokmak istiyor. Bunun gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözüme kavuşturmasını gerekli görüyor. Hızlandırılmış bir gündem talep etmekte.
Türkiye ise, iyice müzminleşmiş kabuklu yarasıyla bu gündeme ayak uyduramıyor. Türkiye’de ‘çözüm’den yana pek çok kişi, gündemin bu şekilde belirlenmesinden rahatsız görünüyor.
Bu iş biraz zaman alacak.
Ne olursa olsun, tartışma bitmemeli. Sorun eski, çok geç kaldık, ama gerçekten konuşmaya yeni başladık.