Danıştay'dan doğru karar

Terör ve savaş olasılığı Türkiye'yi sıkıştırıyor. </br>Yargısı, medyası, sivil toplum kuruluşları, üniversiteleri ve halkıyla...

Terör ve savaş olasılığı Türkiye'yi sıkıştırıyor.
Yargısı, medyası, sivil toplum kuruluşları, üniversiteleri ve halkıyla... Tüm kurumlarımız sınavda. Herkesin son derece dikkatli hareket etmesi gereken bir dönemden geçmekteyiz.
Danıştay'ın Hakkâri'deki saldırılarla ilgili yasaklama kararını kaldırması bu çerçevede olumlu ve rahatlatıcı bir karardır. Tüm psikolojik gerginliğe rağmen hukukun halkın gerçekleri öğrenme hakkından yana işlemesi sevindiricidir.
Eminim buna RTÜK de sevinmiştir. Hakkâri'nin Dağlıca bölgesindeki terörist saldırısıyla ilgili yasaklama kararının günahı RTÜK'ün üzerinde kalmıştı.
Pek çok yayın organı yasaklama kararının doğrudan doğruya RTÜK tarafından alındığını sanıyordu. Oysa kararı alan hükümet, uygulayan Devlet Bakanı Cemil Çiçek, zorunlu olarak duyuran ise RTÜK'tü.
Bu uygulamanın dayandığı RTÜK Yasası maddesi şöyle diyor:
"Madde 25- Yargı kararı saklı kalmak kaydıyla yayınlar öncedende netlenemez ve durdurulamaz. Ancak, milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde yahut kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması kuvvetle ihtimal dahilinde ise, Başbakan veya görevlendireceği bakan yayını durdurabilir.
Radyo ve televizyon kuruluşları, Cumhurbaşkanı'nın veya hükümetin; milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın ve genel ahlakın gerekleriyle ilgili bildirilerini yayımlamakla yükümlüdür.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca alınacak icrai, idari kararlar aleyhine açılacak iptal davaları doğrudan doğruya Danıştay'da açılır. Danıştay bu davalara öncelikle bakar ve öncelikle karara bağlar. Yürütmeyi durdurma talepleri hakkında 48 saat içerisinde karar verir."
Danıştay yasanın andığı süre içinde kararını verdi ve şöyle dedi:
"Sınırları belli olmayan bu tür yayın durdurmanın, yayıncı kuruluşları, yapılacak yayınlarla ilgili olarak bu yasağa uyma konusunda terddüte düşüreceği kuşkusuzdur."
Gerçekten öyle. Çok sıkıcı olma pahasına da olsa, Bakan Çiçek'in imzasıyla gönderilen yazıyı okuyalım:
"21 Ekim 2007 tarihinde Hakkâri'nin Dağlıca bölgesinde meydana gelen terörist saldırılarla ilgili olarak; kamu düzenini ve halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen, güvenlik güçlerine dönük zaaf imajı yayan, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınlarının, toplumsal sorumluluğa ve duyarlılığa uygun yayın anlayışı temelinde, güvenlik güçlerinin moral değerlerinin yüksek tutulması, toplumsal psikolojinin olumsuz etkilenmemesi ve çocukların ruh sağlığının korunması amacıyla 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanu'nun 25. maddesi gereğince durdurulması uygun görülmüştür."
Ne kadar kötü kaleme alınmış, ne kadar kafa karıştırıcı bir metin değil mi! Neyi yasakladığı tam olarak belli değil. Salt Dağlıca baskınına ilişkin haberleri mi, tüm PKK terörü haberlerini mi, yoksa başka bir şeyi mi? İki yerde 'moral değerler'den söz ediliyor, herhalde 'moral' demek istiyor, çünkü 'moral değerler'in karşılığı 'ahlaki değerlerdir' ve burada kastedilen o olamaz. Amaç, 'halkın moralinin' ve 'güvenlik güçlerinin moralinin' bozulmasına engel olmak olsa gerekir...
Çok olağanüstü durumlarda bir yasaklama kararına gerek olsa bile, bunun fevkalade net, açık ve belirgin olması zorunludur. Danıştay da hükümete bunu hatırlatıyor.
Hatırlatma, yerindedir.