Demokrasiyi kim kurtardı?

Kendi gözlerimle baştan sona okumadım ama, medyadan da edindiğim bilgilere göre Ergenekon?la ilgili ikinci iddianameyi en azından iki farklı biçimde okumak mümkün...

Kendi gözlerimle baştan sona okumadım ama, medyadan da edindiğim bilgilere göre Ergenekon’la ilgili ikinci iddianameyi en azından iki farklı biçimde okumak mümkün:
Birincisi, AKP hükümetine karşı düzenlendiği öne sürülen darbelerin öyküsü olarak; ikincisi ise, bu çabaların başarısızlığa uğrayışının, yani demokrasinin kurtuluşunun öyküsü olarak Medyada ve özellikle yandaş denilen kesimde birinci okuma egemen. Ne var ki,
bence tarih, daha çok, alternatif okuma diyebileceğimiz ikinci okumayı önemseyecek.
Çünkü, gerçekten, tarihsel perspektif içinde bu iddianameden çıkan ana soru,  askerin büyük çoğunluğunun desteğine sahip olduğu öne sürülen bu girişimlerin niçin amacına ulaşamadığıdır.
Seçimle gelmiş olan hükümeti ve (onunla eş anlamlı olmasa da) demokrasiyi hangi faktörler ve kimler kurtarmıştır?
Öykünün özgün yanı buradadır.
Ne var ki, bu özgün öyküde tek bir kahraman ya da tankların üzerine çıkmış bir Yeltsin arayanlar hayal kırıklığına uğrarlar.
Olsa olsa, darbe girişimlerini durduran çeşitli faktörlerin oluşturduğu bir bariyerden söz edilebilir.
Kuşkusuz, bunlar arasında, darbeye destek vermeyen askerlerin adını en tepelere yazmak gerekir.
Eğer iddianamede yazılanlar doğruysa, darbeciler istediklerini elde edebilmek yani Türkiye’yi bir şeriat devletine çevireceğini düşündükleri AKP hükümetini devirebilmek için uygun koşullar arıyorlar ve daha sonra da, beklemek yerine, o koşulları bizzat kendileri oluşturmaya karar veriyorlar.
Aralarında bu işin 12 Eylül öncesinde nasıl yapıldığını bilenler de şüphesiz vardı.
Ne var ki, bu kez olmuyor. Kamuoyu bir türlü istedikleri kıvama gelmiyor. Niçin? Bunun baş sorumlusu olarak ‘Doğan medyası’nı görüyorlar.
Evet, o darbeden kurtulan AKP yönetiminin şimdi ağır vergi cezalarıyla yok etmek istediği ‘Doğan medyası’nı! İroni burada bitmiyor. AKP sözcülerinin sürekli olarak darbe kışkırtıcılığı ile suçladığı CHP ve MHP’nin lider kadrolarının da darbecilerin hedefleri arasında bulunduğu öne sürülüyor. Demek ki, ‘Demokrasi Nasıl Kurtuldu?’ adlı filmde darbeyi önleyenler arasına, kusurları ne olursa olsun, onların adlarını da koymak gerekir.
İddianamede sözü ediliyor mu bilmiyorum ama, ‘dış faktör’ü de unutmamak doğru olur.. Bizde yalnızca siviller değil, darbeci askerler de hamle yapmadan önce Washington’ın nabzını yoklamayı gerekli saymışlardır.
Bu kez, ideolojik nedenlerle, ona tenezzül edilmediği anlaşılıyor. Kaldı ki, işin içinde bir de Avrupa Birliği var ki, nabzı tutulmak ne kelime, baş düşmanın baş dostu sayılmaktadır!
Bence, bu filmin starı olarak doğrudan doğruya demokrasi perisini görmek yanlış olmaz. Bu kritik dönemde demokrasinin, bazı eksiklerle de olsa, işliyor olması darbecilerin aradıkları meşruiyeti bulmalarına set çekmiş, kamuoyunun kıvama gelmesini engellemiştir.
Eğer o dönemde ülkenin başında AB reformlarına uymaya çalışan ‘reformcu’ bir hükümet değil, sağa sola tehditler savuran, kanunsuzluklara göz yuman, medyayı susturmaya çalışan, baskıcı bir hükümet bulunsaydı darbecilerin işi kolaylaşırdı.
O zaman bu metni bambaşka biçimlerde okurduk! Okuturlardı!