Deniz Seki ne işe yaradı?

Şarkıcı ve 'şöhret' Deniz Seki, TMSF'nin yönetimindeki Kral TV'de ana haber bülteni spikeri olarak ekrana çıkınca, kimi medya çevrelerinde kıyamet koptu.

Şarkıcı ve 'şöhret' Deniz Seki, TMSF'nin yönetimindeki Kral TV'de ana haber bülteni spikeri olarak ekrana çıkınca, kimi medya çevrelerinde kıyamet koptu. Bunun habercilik mesleğine yönelik bir hakaret olduğunu öne sürenler oldu. O kadar ki, bir CHP milletvekili Meclis'te bu konuda bir önerge vererek Bakan Mehmet Aydın'a sordu:
"Deniz Seki gibi sanatçılara haber bülteni sundurmanın asıl amacı nedir?"
Bu soruya kanal yöneticilerinin "Reytingi yükselterek marka değeri yaratmaya çalışıyoruz!" cevabını vereceklerine şüphem yok.
Öyle ya, TMSF'nin kâğıt üzerindeki işlevi borçlulardan devralınmış malları değerlendirip satmak değil mi?
Önce Deniz Seki, ardından Davut Güloğlu ve Gülşen ana haber bültenini sununca Kral TV'nin marka değeri kim bilir nerelere çıkar!
Alayı bırakıp, olaya olumlu tarafından bakalım:
Bir magazin öğesi olarak Deniz Seki, TMSF'nin medyadaki rolü ve haber medyalarının düştüğü durum konusuna dikkatleri çekebilirse memlekete büyük hizmette bulunmuş olur.
İleride Türk medyalarının tarihini okuyacak olanlar, 21. yüzyılın ilk 10 yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkedeki en büyük medya patronu konumuna geçtiğini görünce şaşıracak, anlamakta güçlük çekeceklerdir.
Öyle ya, demokrasilerde temel ilke haber medyalarının özel kişi ve kurumların elinde ve gerçek bir rekabet ortamı içinde bulunmasıdır. Bunun istisnası, özerk ve bağımsız kamu yayıncılık kuruluşlarıdır. Umarım bir gün, yine özerk ve bağımsız, bir üçüncü sektör de oluşur.
TMSF yetkilileri, mecburen medya patronu olmaktan hoşnut olmadıklarını ileri sürseler de, ellerine düşmüş kurumlara editoryal müdahalelerde bulunmaktan geri durmadılar. Gazetelerin iç dengeleri iktidardan yana değişti, televizyon programları iktidar şakşakçılarıyla doldu..
Çok uzak olmayan bir gelecekte iletişim öğrencilerinin yapacağı, 'TMSF'den önce-TMSF'den sonra' başlıklı içerik analizleri değişimi istatistikleriyle ortaya koyacaktır.
Peki, bu müdahalelerle marka değerleri yükseldi mi?
5 Aralık'ta yapılacak olan Sabah-atv ihalesine katılımın bu kadar düşük olması durumun pek de öyle olmadığını gösteriyor.
Olamaz da: Medya organlarının marka değerinin ana öğesi, onların inandırıcılığıdır.
İnandırıcılığını yitirmiş bir medya organı, cephanesi bitmiş bir topçu bataryası gibidir.
İnandırıcılık, zaman içinde, tuğla tuğla inşa edilir.
O tuğlalardan bazıları siyasal iktidarın kafasına atmak içindir.
Atamayacak olanlara başka oyunlar tavsiye edilir.