Denize yıldız atan kadın: Türkan Saylan

Türkan Saylan?ın son kitabı ?Çağdaşlaşma Yolunda?yı iç sayfasına ?güzel gelecek düşüyle? diye yazarak göndermiş. İmza her zamanki gibi: Dr. Türkan.

Türkan Saylan’ın son kitabı ‘Çağdaşlaşma Yolunda’yı iç sayfasına ‘güzel gelecek düşüyle’ diye yazarak göndermiş. İmza her zamanki gibi: Dr. Türkan.
Çünkü her şeyden önce bir hekimdir, hastalarının sevgilisi Dr. Türkan’dır o. Sonra da yılmaz bir ‘çağdaşlaşma’ savaşçısı.
Çağdaşlaşma savaşçıları için kolay olmayan günlerden geçiyoruz. Zaten, kitaba giren ve bir kısmı Radikal’de çıkmış olan yazılar bunu gösteriyor.
Dr. Türkan yazılarında en çok sorduğu sorulardan birinin ‘Neden, niçin olmuyor?’ sorusu olduğunu itiraf ediyor.
Bu soru Tanzimat’tan bu yana ‘çağdaşlaşma’cı aydınların en çok sorduğu sorudur. Her başarılı değişim döneminin ardından zor bir dönem gelir, çağdaşlaşma projeleri tavsar, rüzgâr tersten esmeye başlar, bir umutsuzluk egemen olur...
Tarih okuyanlar rüzgârın yeniden değişeceğini bildiklerinden o kadar derin bir karamsarlığa kapılmazlar. Dr. Türkan bunlardan biridir.
Son kitabındaki yazılarda da gelecek adına çırpınıyor, yeni rüzgârlara yer açıyor.
Ne var ki, çağdaşlaşmacı aydınlar açısından bu kez daha derin bir sorunun var olduğunu kabul etmeliyiz:
Çağdaşlaşma ya da modernleşme, en azından bu evrensel sürecin Türkiye versiyonu, kadın-erkek ‘özgür ve eşit’ yurttaşlar yaratmayı hedefliyordu.  Şimdi dünyada ‘post-modern’ değişim paradigması egemen.
O da eşit yurttaşlar yaratmaya çalıştığını söylüyor ama işin özgürlük kısmına pek değinmiyor. Bırakın gerekirse herkes kendi esaretiyle gelsin, ama eşit olsun, ya da eşit olduğunu sansın diyor. Özellikle kadının toplumsal konumu için bunu diyor.
Türkan Saylan gibi çağdaşlaşma savaşçılarının kabul edebileceği bir şey değil bu.
Özgür olmadan nasıl eşit olunur?
Peki, ne yapılabilir?
Kitapta bu soruların bazı yanıtlarını buluyoruz.
Kız çocuklarının eğitimine bunca önem vermesi bundan. Eğitimin verdiği olanaklarla özgürleşen her kadının günün birinde kendisi gibi bir deniz yıldızı fırlatıcısı olabileceğine inanıyor.
Oldukça iyi bilinen, çok anlamlı bu öyküyü ‘Güneş umuttan şimdi doğar’ adlı kitapta şöyle anlatmıştı:
“Bir adam sahilde yürüyormuş. Denizin kıyısında bir başka adamın eğilip yerden bir şey alarak denize doğru fırlattığını, bunu defalarca yaptığını görmüş. Adama yaklaşıp ne yaptığını sorduğunda, adam, ‘Karaya vurmuş yıldızları ölmesinler diye denize atıyorum’ demiş. Öbür adam ‘İyi de, milyonlarca yıldız var burada, ne fark edecek?’ deyince, yıldızları kurtarmaya çalışan adam yere eğilip bir yıldız almış, denize fırlatmış, ‘Bakın onun için fark etti’ demiş.”
Deniz yıldızlarını kurtarmak isteyenlere Dr. Türkan’ın yaşamı örnek olmalı. O, hasta halinde, hâlâ yıldızlar fırlatıyor denize. İnsanlığa ümit veriyor. Daha nice yıldızlara Dr. Türkan.