Dikensiz gül bahçesi?

Aylar süren bu çelik çomak, papatya falı, niyet okuma faslından ne öğrendik? Ne olacak, cumhurbaşkanının nasıl seçilmemesi gerektiğini öğrendik!

Onca gürültü, onca patırtı, onca papatya falı... Sonunda AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayını açıkladı: Abdullah Gül!
Böylece, Türkiye, aday olma süresinin bitimine bir gün kala, bundan sonraki yedi yıl boyunca kendisini temsil edecek olan kişiyi öğrenmiş oldu!
Dün Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu adayın kimliğini açıklarken birkaç kez 'katılımcı demokrasi'den söz etmesine acı acı gülümsememek mümkün müydü?
Katılımcı demokrasi imiş! İşte size kavramların içini boşaltarak onları anlamsızlaştırmanın örneklerinden biri daha...
Gül'ün adaylığını nasıl anlamak lazım?
Sorunlar çözüldü mü? Gerginlikler biter mi? Türkiye'yi dikensiz bir gül bahçesi mi bekliyor?
Erdoğan'ın kendisinin aday olamayacağı ortaya çıktıktan sonra benimsediği yaklaşımı, Türkçe konusunda duyarlı okurlarımdan özür dileyerek, 'maksimum performans' deyimiyle açıklayabilirim. Yani, bu koşullar altında en yüksek verimi alma çabasıyla...
Sıralayalım:
Cumhurbaşkanlığı, Vecdi Gönül ya da Mehmet Dülger dışarlıklılara gitmiyor, Milli Görüş kökenli iç çekirdekte kalıyor.
Eşin türbanı konusunda ödün verilmemiş oluyor ve tabana 'Korkmadık' sinyali gönderiliyor.
Karizmatik Erdoğan'ın partinin başında kalmasıyla genel seçimlerde en yüksek oyu alması hedefleniyor. (Prof. Dr. Seyfettin Gürsel'in dün Referans gazetesinde çıkan makalesine göre tek başına iktidarın devamı için bu oy oranının yüzde 37'den az olmaması gerekir.) Parti içi çalkantı ve bölünmelere set çekiliyor.
Erdoğan'ın aday olmamasıyla 'Özveriliyiz', daha sakin ve yatıştırıcı bir üslubu olan Gül'ün aday gösterilmesiyle ise 'Uzlaşmacıyız' mesajı veriliyor.
Evet, Gül'ün adaylığı ilk bakışta dikensiz gül bahçesi senaryosu gibi görünüyor.
Ne var ki, bana biraz geç kalındı gibi geliyor. CHP ilk iki turda 367 kişinin katılımı konusunda geri dönemeyeceği noktaya geldi. Israr edeceği anlaşılıyor. Sonucu belli olmayan bir süreçtir.
AKP'nin laiklik konusunda Cumhuriyet'le inatlaştığı sonucuna varan 14 Nisan kitleleri bayan Gül'ün türbanını sorun haline getirmekten geri duracağa benzemiyorlar. Onlar için bu belirleyici simgedir...
Yani, Erdoğan'a olduğu düzeyde olmasa da, popüler gösteri muhalefeti devam edecektir... Sonra sıra asıl piyese, yani genel seçimlere gelecektir!
Peki, aylar süren bu çelik çomak, papatya falı, niyet okuma faslından ne öğrendik?
Ne olacak, Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçilmemesi gerektiğini öğrendik!