Dinlemesini öğrenmek

Dünyanın önde gelen halkla ilişkiler uzmanlarından James Grunig?e göre, yeni Başkan Barack Obama?nın Amerikan siyaset dünyasına getirdiği yenilik söylediklerinde ya da söyleyişinde değil, dinlediklerinde ve dinleyişinde.

Dünyanın önde gelen halkla ilişkiler uzmanlarından James Grunig’e göre, yeni Başkan Barack Obama’nın Amerikan siyaset dünyasına getirdiği yenilik söylediklerinde ya da söyleyişinde değil, dinlediklerinde ve dinleyişinde. Gerçekten genç Başkan’ın yaptığı konuşmalara baktığımızda, henüz ‘Obama Doktrini’ diyebileceğimiz tutarlı bir görüşler dizgesi göremiyoruz. Bush’ta öyle değildi.
Buna karşılık yeni Başkan’ın çok farklı bir özelliği göze çarpıyor.  Dinliyor. Dinlemesini biliyor.
‘Ya bizdensiniz ya da düşmansınız’ diye kesip atmıyor, dinleme zeminleri yaratıyor. Yakında yapacağı Türkiye ziyaretini de bu kapsamda değerlendirmek yanlış olmaz. Göreceksiniz, dinleme ağırlıklı bir ziyaret olacak.
Dinlemenin, ama içtenlikle ve iyi niyetle dinlemenin bir erdem sayılmaya başlanması büyük kriz sonrasında yükselen değerlerden birisi. Ötekileri hatırlayınız: Tutumluluk, tevazu, çevreye duyarlılık...
Jim (Grunig), Maryland Üniversitesi’nde ders verdiğim dönemden (1980-1983) fakülte arkadaşım.
O tarihlerde bile ABD’nin önde gelen halkla ilişkiler uzmanlarından biri sayılıyordu. Gerçi, itiraf edeyim, biz gazetecilik ve eleştirel kuram kökenliler, onun alanına biraz kuşkuyla, hatta küçümseyerek bakıyorduk. Çünkü, reklamcılıkla elele gördüğümüz o alanın vicdandan çok cüzdana yandaş olduğunu düşünüyorduk!
Grunig, belki biraz da bizim eleştirel tutumumuzun etkisiyle, o tarihlerden bu yana geliştirdiği modellerle halkla ilişkilerin hizmet verdiği şirketler kadar
topluma karşı da sorumlu olduğunu ısrarla vurguladı. Böylece meslek saygınlığının geliştirilmesine katkıda bulundu. Her düzeyde dinlemenin önemi üzerinde ısrarla duruyordu. Ama yalnızca kendi kurumunu değil ötekileri de dinleme... Bir simetrinin gerekliliğinden söz ediyordu.
Barack Obama’nın Beyaz Saray’a yükselirken uyguladığı yöntemler, onun önerdiği temel yaklaşımların, siyaset alanında da geçerlik kazandığını gösteriyor. Grunig modellerinde “Karşınızdakini, karşılığını göremeyeceğinizi bilseniz bile dinlemelisiniz” diyordu. Obama öyle yapıyor.
Bush’un tepeden bakan üslubundan ve neo-con’ların kibirli tek yanlılığından ne kadar farklı!
Ali Saydam’ın kurduğu Bersay İletişim Enstitüsü’nün ‘Dünya Görüşü ve İletişimde Mükemmellik’ konulu konferans dizisinin kapanışında Grunig’i dinlerken, bizim siyaset dünyamızın ne kadar dinleme özürlü olduğunu bir kez daha fark ettim. Her şey tek taraflı, her şey boyuna konuşmak üzere. Her şeyin en iyisini yalnız ben bilirim ve kimseyi de dinlemem nobranlığı  siyasal söylemi zehirliyor.
Türkiye’nin içine sürüklendiği şu bölünmüşlük ve umutsuzluk ortamı biraz da dinleme özürlülüğümüzün sonucu değil mi?
Konuşmasının sonunda, genç bir akademisyen Grunig’e bir zamanlar makalelerinde kullandığı bir modeli artık niçin kullanmadığını sordu.
Grunig şöyle dedi:
“Bir öğrencim o modelin aslında kullandığım başka bir modelden farkı olmadığını söyledi. Düşündüm, haklı olduğu sonucuna vardım. Artık kullanmıyorum.”
Bir öğrenci ünlü bir hocanın kuramını değiştirebiliyor. Dinlemek koşuluyla.