Empati ve kör nefret

Amerikan toplumbiliminde 'modernleşme' incelemelerinin kurucularından sayılan Daniel Lerner'in 1950'li yıllarda yayımlanmış bir kitabı vardır.

Amerikan toplumbiliminde 'modernleşme' incelemelerinin kurucularından sayılan Daniel Lerner'in 1950'li yıllarda yayımlanmış bir kitabı vardır. Son günlerde 'Hepimiz Hrant Dink'iz, hepimiz Ermeni'yiz' sloganı üzerine kopan tartışmalar bana o kitabı hatırlattı. ('The Passing of Traditional Society: Modernizing the Middle East'. 'Geleneksel Toplumun Ortadan Kaybolması: Ortadoğu'yu Modernleştirmek' şeklinde çevrilebilir.)
'Modernleşme' öncesi toplumsal yapıları incelemek üzere 1948 yılında Türkiye'ye de gelen Lerner, Ankara'nın Balgat Köyü'ne uğradığında (Evet, kentten kopuk gariban bir bozkır köyüdür o zaman Balgat!) köylülere şu soruyu sorar:
"Cumhurbaşkanı olsanız, neler yaparsınız?"
Köylülerden şu cevabı alınca çok şaşırır:
"Aman, estağfurullah... Ben, Cumhurbaşkanı... Dünyanın hâkimi... Olamaz..."
Oysa, der, Lerner, gidin New York'a ve aynı soruyu bir taksi şoförüne sorun, bakın ne yanıtlar alacaksınız!
Lerner'a göre aralarındaki fark 'empati'dir. Modern insan (New Yorklu şoför) kendisini başkalarının yerine koyabilir, dünyayı başkalarının gözüyle de değerlendirebilirken , geleneksel insan (Balgatlı köylü) bunu becerememektedir. Çünkü empati, gezerek, görerek, okuyarak geliştirilen bir yetenektir. Modern insan bu yüzden 'hareketli bir kişiliğe' sahiptir.
Bu kavramdan yola çıkacak olursak, Hrant Dink'in cenazesinde kullanılan sloganlara karşı çıkanların empati yeteneği gelişmemiş insanlar olduğu söylenebilir. Tabii, tam olarak Lerner'ın söylediği anlamda değil.
Görüyoruz ki, bunların arasında üniversite öğrenimi görmüş, otomobil kullanan ve belki de dünyayı gezmiş olanlar da var. O gün dile getirilen 'Hepimiz Ermeni'yiz' sloganına 'Hayır, hepimiz Türk'üz!' yanıtıyla cevap vermenin nasıl bir mantığı olabilir?
Elbette hepimiz Türk'üz, hepiniz Türk'sünüz, zaten onun için bunu söylüyorsunuz, söylüyoruz. Ermenilerin böyle bir şey söylemesine gerek yok ki.
"Hepimiz Ermeni'yiz" demek, "Acınız bizi birleştiriyor, size empati duyuyoruz" demek.
Bunu nasıl anlamazlar?
1963 yılında ABD Başkanı John F. Kennedy sıkıntı içindeki Berlin'e gitti ve konuşmasında:
"Ich bin ein Berliner!" (Ben de Berlinliyim) dedi. Amerikalılar ona "Hayır, sen aslında Bostonlusun!" diye itiraz ettiler mi?
1993 yılında Almanya'nın Solingen kasabasında altı Türk'ün aşırı milliyetçiler tarafından yakılması üzerine sokaklara dökülen Almanlar 'Hepimiz Türk'üz!' diye haykırdılar. Acaba onlara 'Hayır siz Alman'sınız!' diyen oldu mu?
Avrupa'nın çeşitli yerlerinde zencilerin ırk ayrımcılığına kurban gitmeleri üzerine 'Hepimiz zenciyiz!' sloganları atıldı. Acaba onlara, 'Hayır siz beyaz derilisiniz' diye karşı çıkıldı mı?
Bu sloganlarla kimse ikamet, renk, milliyet ya da din değiştirmiyordu ki! Sadece haksızlığa uğramış olanlara empatiyle bakıyor, kör nefreti kınıyor.
Bu kadar basit bir şeyi anlayamayanlar başka herhangi bir şeyi anlayabilirler mi, doğrusu bilmiyorum. Belki de bal gibi anlıyorlar ama anlamamış numarası yapıyorlar.