Emre'nin ırkçılığı

İngiltere'nin Newcastle takımında futbol oynayan Türk futbolcu Emre Belözoğlu'na yönelik ırkçılık suçmalarına her gün yenileri ekleniyor. Şikâyetlerin sayısı üç olmuş.

İngiltere'nin Newcastle takımında futbol oynayan Türk futbolcu Emre Belözoğlu'na yönelik ırkçılık suçmalarına her gün yenileri ekleniyor. Şikâyetlerin sayısı üç olmuş.
Ancak, bu işte bir tuhaflık var. Normal koşullar altında, Emre'nin sanık kürsüsünde değil mağdur kürsüsünde olması gerekirdi.
Öyle ya, orası İngiltere, dönem 11 Eylül sonrası, Emre hem Türk, hem de Müslüman!
Ben ırkçılık kelimesi ile Emre'nin adını ilk kez yan yana gördüğümde Emre'nin ırkçıların saldırısına uğradığını düşünmüştüm. Tıpkı İngiltere'de ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinde ırkçılıkla karşı karşıya kalan nice Türkler gibi...
Meğer, öyle değilmiş. Meğer Emre, diğer takımların zenci futbolcularına ırkçı hakaretlerde bulunmakla suçlanıyormuş.
Emre, "Ben Türk'üm, ırkçılık nedir bilmem" diyerek kendisini savunuyormuş.
Emre'nin bir zamanların Galatasaray futbol takımındaki dinci ağabeylerinin etkisinde kalmış 'dini bütün bir Müslüman' olduğundan söz edilirdi. Ama bakıyorum, ırkçı hakaretler ettiği iddia edilen futbolculardan ikisi herhalde Müslüman: Al Bangura ile El Hadji Diof.
Bu da tuhaf değil mi?
Peki, Emre kendisini 'Biz Türkler ırkçılık nedir bilmeyiz' diye savunurken ne ölçüde haklı?
Bu savunma bizi son zamanlarda çok tartışılan o konuya getiriyor.
Irkçılık, başlangıçtaki anlamıyla, bir ırkın mensuplarının biyolojik olarak öteki ırklardan farklı ve üstün olduğuna inanmak ve buna göre davranmak anlamına geliyor. Birçok alt kategorileri var: Etnik ayrımcılık, etnik milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, önyargılılık gibi...
Günümüzde resmi düzeyde ırkçılık uluslararası hukukça yasaklanmış, en büyük ulusal ayıplardan biri sayılıyor. Birçok ülkede bu konuda olağanüstü bir duyarlık oluşmuş durumda.
Ne var ki, insanlığın bu zihinsel hastalığı gündelik yaşamda varlığını sürdürüyor. Bu konudaki en duyarlı ülkelerde bile 'folk ırkçılığı' diyebileceğimiz bir fenomen sık sık karşımıza çıkabiliyor.
Bunu Amerika Birleşik Devletleri'nden iyi biliyorum. Bir anatomi profesörü zencilerin dudak yapısının beyazlardan farklı olduğunu söylediği için ağır protestolara uğramıştı.
Çok ünlü bir futbol antrenörü, zencilerin belirli mevkilerde başarılı olamayışını ırksal özelliklerine bağladığı için işinden olmuştu.
Ne var ki, işte bu ABD'de gündelik yaşam düzeyine indiğinizde karşınıza zenci, Yahudi, Polonyalı, İtalyan fıkraları çıkıverir. Tam anlamıyla ırkçı, rezil fıkralardır bunlar...
Avrupa'da da durumun farklı olmadığına eminim.
Türkiye'de resmi düzeyde ırkçılık olup olmadığı son dönemlerde yakın tarihten örneklerle tartışılıyor. Ancak, 'folk ırkçılığı' düzeyinde, sütten çıkmış ak kaşık olduğumuzu kimse öne süremez. Belirli etnik gruplar, azınlıklar, şunlar bunlar hakkında fıkralarımız, atasözlerimiz, küfürlerimiz vb. yok mu?
Irkçılık konusunda duyarlığın düşük olduğu dönemlerde, bunlar sıradan ve 'masum' espriler olarak geçiştirilirdi. Belli ki o dönemler artık geride kaldı.
Emre'yi İngiltere'de zor durumda bırakan belki de bu konudaki cehaletidir. Umarız öğrenmek için ödeyeceği bedel çok ağır olmaz.