Erdal İnönü ve Einstein

Önceki gün ölen Erdal İnönü hakkında hemen herkes iyi şeyler söylüyor, iyi şeyler yazıyor.

Önceki gün ölen Erdal İnönü hakkında hemen herkes iyi şeyler söylüyor, iyi şeyler yazıyor.
En çok rastlanan övgü cümlesi şöyle bir şey:
"Parti liderliğini kendi isteğiyle bırakıp normal hayatına döndü."
Hayret ki ne hayret!
Bu cümleyi özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinin birinde söyleseniz kimse övgü cümlesi olarak değerlendirmez. "Ne var bunda" derler, "işlevini tamamladığını anlamış ve bırakmış. Herkes böyle yapmıyor mu?"
Hayır, yapmıyor. Bizde yapmıyor.
Normal olarak olması gereken şey burada marifete dönüşüyor. Malum, o da iltifata tabi!
Hep düşünmüşümdür, siyasi makamları bazıları için bu kadar vazgeçilmez hale getiren ve buna karşılık Erdal İnönü'nün bu kadar rahat bırakmasını sağlayan şey nedir?
Bence bu, bir çeşit elektriktir. O, kimi insanlara makamla gelir ve tabii onunla gider. Kimilerinin ise kendi bataryaları vardır; ışık vermek, etkilemek, parıldamak için bağlanacak dış kaynağa ve kabloya ihtiyaçları yoktur.
Onlar her yerde parıldarlar.
Kimi insanlar eksikliklerini siyaset sayesinde giderirler. Kimileri ise fazlalıklarıyla siyasetin eksiklerini kapatırlar.
Bu ikincilerin sayısı azdır. Erdal İnönü işte bunlardan biriydi.
Yalın, sade, alçakgönüllü, bilgi dolu ve esprili. Mutlu hayatın sırrı da bu sıfatlardan oluşmuyor mu?
Sanırım, fizik âlimi yanı onu evrenle barışık kılmıştı. Etrafındakilerin anlamaya bile yaklaşamayacağı problemleri çözmüş olmanın getirdiği bir gülümseme vardı dudaklarında.
Bana hep o gülümsemede bilgeliğin yanı sıra, biraz acıma duygusu var gibi gelmiştir. Hepimizi çepeçevre sarmalayan, hele siyaset âleminde iyice koyulaşan sahteliklere, yalanlara, hırslara, garezlere acıma. Haklı bir acıma.
Şu sonsuz evren içinde bu kadar küçük şeylere takılıp kalmaya değer mi der gibidir o gülümseme.
Böylesine muzip bir feylesof taraf, Einstein'da da vardı. 70'inden sonra kameralara dil çıkarabilmesi bundandı.
Şöyle demişti bir gün:
"İki şeyin sınırı yoktur: Evren ve insanların aptallığı; gene de, evren konusunda o kadar emin değilim."
Erdal beyin bu sözü sevdiğine eminim!