Erdoğan ve Gül: Yaman ikili

AKP'nin siyaset alanında başarıyla kullandığı enstrümanlardan birisi de Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasındaki ilişki.

AKP'nin siyaset alanında başarıyla kullandığı enstrümanlardan birisi de Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasındaki ilişki. Aynı çevreden gelmelerinin ve aynı vokabülerle düşünmelerinin ötesinde bir yakınlık var aralarında. Birbirlerine sonuna kadar güvendikleri belli. Türk siyaset hayatında pek az rastlanmış bir şekilde (Atatürk-İsmet İnönü? Celal Bayar-Menderes?) rolleri paylaşabiliyor, değiştirebiliyor, birbirleri (ya da 'dava') için bir şeylerden 'feragat' edebiliyorlar.
Bu 'yaman ikili', 'deja vu' duygularıyla bir kez daha içine sürüklendiğimiz Cumhurbaşkanlığı yarışmasının da baş aktörleri durumundalar. Repliklerin, 'al gülüm ver gülüm', nasıl gidip geldiğini eminim izliyorsunuz:
Gül, "Tayyip beyin hakkıydı" diye hatırlatıyor. Erdoğan "Ben uzlaşmadan yanayım ancak kardeşim Abdullah'ın görüşleri benim için önemlidir" diyor.
Kardeş Gül: "Meydanların verdiği işareti görmezden gelemem!" demekte... Yani adaylığını koyacağının işaretini veriyor.
Tabii o noktada, 22 Temmuz zafer coşkusuna kendisini kaptırmamış olan kimileri soruyorlar:
"Meydanlar mı? Hangi meydanlar? İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de bir de 'öteki' meydanlar vardı... Milyonların o adaylığa karşı çıktığı meydanlar... Yoksa o meydanlar aslında yok muydu? Şimdi uyanılmış kötü bir kâbus muydu? 23 Temmuz sabahı beyaz atlara binip başka ülkelere mi gitti o kadınlar, gençler, dedeler, nineler? "
Lafı dolaştırmayayım: Abdullah Gül'ün yeniden aday olması (kişiliği ya da karısının türbanı nedeniyle değil, inatlaşma simgesi olduğu için) Türkiye'yi bir kez daha gerginliklere sürükler.
Ancak, bence tercih, bilek güreşini kazanan AKP'nindir!
Şu 'mağduriyet' hikâyelerinden gına gelmedi mi? Bırakınız, istiyorlarsa bıçağı dibine kadar soksunlar!
En doğrusu bu mu olur? Bence, hayır! AKP için de, Türkiye için de en doğrusu, aylardır söylediğim gibi, tüm Türkiye'nin üzerinde uzlaşabileceği, gerginlik yaratmayacak birinin aday gösterilip seçilmesidir.
Bu gerginliğin aşılması boş yere enerji kaybını özleyerek, Türkiye'nin küresel bir proje olarak tasarım ve inşasında başrol yüklenen ve bu konuda seçmenin desteğini alan AKP'nin asıl işine yoğunlaşmasını sağlayacaktır.
Bilgeler galiplere, yendiklerine karşı 'âlicenap' olmalarını tavsiye ederler. Aristo bu türden bir gönlüyüceliğin en büyük erdemlerden biri olduğunu belirtmiştir.
Aslında bu erdemin pratik yararları da olabilir.
Birbirlerine karşı çok gönlüyüce davranabilen Erdoğan-Gül ikilisi bunu bilmez mi? Çok yakında göreceğiz.