Erdoğan?ın popülist söylemi

29Mart yerel seçimleri kampanyasında iki farklı tarz yarışıyor. Olayı mümkün olduğu kadar genel seçim havasında götürmek isteyen Recep Tayyip Erdoğan tarzı ve seçimi AKP?nin ekonomik politikaları ve yolsuzlukları konusunda referanduma dönüştürmeye çalışan CHP tarzı...

29Mart yerel seçimleri kampanyasında iki farklı tarz yarışıyor. Olayı mümkün olduğu kadar genel seçim havasında götürmek isteyen Recep Tayyip Erdoğan tarzı ve seçimi AKP’nin ekonomik politikaları ve yolsuzlukları konusunda referanduma dönüştürmeye çalışan CHP tarzı...
Bugün bunlardan ilkini ele almak istiyorum.
AKP’nin ağır topu (Pek başka top da görünmüyor zaten) Erdoğan büyük meydan mitinglerini tercih ediyor. Meydanlara dolmuş kalabalıklar, hem ‘biz-onlar’ karşıtlaşmasına, hem de Erdoğan’ın popülist söylemine uygun düşüyor. Erdoğan kişisel karizmasının yanı sıra, partisinin parasal olanaklarının genişliğinden ve iktidarda olmanın avantajlarından yararlanarak etkileyici ‘gösteri’ler düzenleyebiliyor. Televizyonlar için iyi malzemeler bunlar...
Erdoğan’ın popülist söylemi dedim... Onu dikkatle analiz etmekte yarar var. Hamaset, espri, Kasımpaşa kabadayılığı, demagoji, doğrular ve yanlışlar ustaca harmanlanıyor Erdoğan tarafından. Davos’taki ‘One minute’ler gibi, meydanlardaki ‘one man show’lar da taraftar kitlelerinden puan alıyor.
Erdoğan’ın popülist söyleminin etkiliğinin bir nedeni, halkın bilinçaltına inmiş korku ve kaygılara inmekten kaçınmaması. Bir kısmı zehirli ve hatta patlayıcı olan yeraltı ırmaklarından su almaktan çekinmemesi.
Erdoğan hep inkâr etti ama bunlar arasında, özellikle Milli Görüşcü tabanda güçlü olduğu bilinen Yahudi düşmanlığının yer aldığına pek çok gözlemci inanıyor.
ASALA terörüne 47 şehit vermiş olan Dışişleri camiasını derinden yaralamış olan ‘monşerler’ temasında ısrar etmesinin nedeni, kökleri Tanzimat’a kadar giden ‘alafranga-alaturka’ karşıtlaşmasından yararlanmak değil mi? Kuşkusuz bu, bazen Batı ve aydın
düşmanlığını da içine alıyor. Onların da tabanı var.
Ya köpek sevenleri diline dolaması? Büyük bir olasılıkla, bu da rastlantısal değil. Malum, kimi Müslümanlarca köpek ‘mekruh’, kedi ise ‘makbul’ sayılır.  Hazreti Muhammed’in kedisini uyandırmamak için hırkasını keserek sedirden kalktığı anlatılır. ‘Köpek’ ise en ağır küfürlerden birisidir.
Kuşkusuz, kurnaz politikacı Erdoğan, köpek sevenlerin oyunun seçimde rol oynayacak kadar büyük olmadığının da farkındadır.
Sınıfsal nefret de inilen yeraltı ırmakları arasındadır. Seçim arifesinde yapılan ve siyasi rüşvet kokan ‘yardım’ların, yoksulun halinden anlamayan zenginlerce engellenmek istendiğini söylerken bu kuyudan su çekmektedir. Aynı şekilde, birilerinin hortumunu kestiğini ilan edip onların kimliğini açıklamazken Göbels ve McCarthy döneminden
kalma taktikleri anımsatmaktadır.
Bu korku ve nefret sembollerine ‘komünizm’i ekleyiniz. Erdoğan konuşmalarında sık sık ‘Çamur at, izi kalır’ yönteminin komünistlere ait olduğunu söyleyip, onyıllarca komünistlerin ensesinde boza pişirmiş olan CHP’yi komünizmle bağlantılarken acaba andığı yöntemin doğrudan doğruya Göbels’e yani Nazilere ve faşistlere ait olduğunu bilmiyor mu? Çevresindekilerden hiç kimse işin doğrusunu ona anlatmıyor mu?
“Efendim, o Nazilerin yöntemidir” demiyor mu?
Yoksa komünistlere saldırmak, faşistleri eleştirmekten daha fazla prim mi getiriyor? Öyle olmalı.
Erdoğan’ın sürekli hedeflerinden birisi de, kendisine biat etmemiş olan bağımsız basın. Halktan onları boykot etmelerini istiyor ki hiçbir demokratik ülkede böyle bir şey olamaz.
Elinde devlet kudreti olan bir Başbakan böyle bir talepte bulunamaz. Neymiş, yalan yanlış şeyler yazıyorlarmış. Ya başkaları? Tunceli’deki yardım olayı ile ilgili olarak ‘Valimiz bunu yapmışsa’ diyerek iktidarı ve kendisini bu işten sıyırırken ne oluyor?
Bu boyutta bir kampanyanın hükümet ve Başbakan’ın haberi olmadan yapılabilmesi mümkün mü? Başbakan yalan mı söylüyor, yanlış mı söylüyor, eksik mi söylüyor? Ona hangi yaptırım uygulanmalı?
Bu gerginlik artırıcı popülist söylemin halkımızın huzuru ve demokrasimizin geleceği açısından tehlikeli olmadığını söyleyebilir miyiz?