Eski haritalarla yolculuk

Düzme ya da gerçek, komplo ya da suçüstü, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' adlı o belge bir şeyi çok iyi anlatıyor: Türkiye'nin çok değiştiğini, evet, ama hepsi o kadar değil. Aynı zamanda, hâlâ 'haritası çizilmemiş sular'da...

Düzme ya da gerçek, komplo ya da suçüstü, ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ adlı o belge bir şeyi çok iyi anlatıyor: Türkiye’nin çok değiştiğini, evet, ama hepsi o kadar değil. Aynı zamanda, hâlâ ‘haritası çizilmemiş sular’da seyrettiğini...
Bu deyişi ilk olarak 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra kullanmıştım. “Eski düzen bitti, ama onun
yerini neyin aldığı henüz belli değil” demiştim. Daha bile önemlisi, ‘Şuradan şuraya gidilir’ türünden bir örnek de yoktu önümüzde...
21. yüzyılın anaforlu sularında haritasız bir yerlere sürükleniyorduk. Tabii, şaşkınlıktan şaşkınlığa da...
Eski düzende, ister düzme olsun ister gerçek, böyle bir belge ortaya çıkmazdı. Çıksa bile dışarı sızdırılmazdı. Sızdırılsa bile yayınlanmazdı.
Yayınlansa bile tartışması yapılmazdı. ‘Bu böyle böyledir’ denir ve iş kapanırdı.
Kaybolmak diye bir şey söz konusu değildi. Tüm yolculuğun koordinatları, milimi milimine, haritalardaydı.
O haritalar artık işe yaramıyor. Onları inceleyerek yetişmiş gemi zabitanı yeni haritaları okumakta zorluk çekiyor. O zaman komutlar birbirine karışıyor, gemi sağa sola yalpalıyor, sert dalgalar vurdukça su alıyor.
Belli ki, tekne bu deniz için gereğince hazırlanmamış. Bazı yenilemeler yapılmış ama
yeterli değil. O yüzden başka bir dönemde çok işe yaramış olan manevralar şimdi yürümüyor... Beklenmedik hatalar yapılıyor.
Benzetmeyi daha fazla uzatmaya gerek yok. ‘Haritası çizilmemiş sular’da seyredenler derken gemide bulunan herkesi kastediyorum, ama yeni sulara uyum göstermekte en fazla zorlananlardan birinin asker kesimi olduğunu herkes görüyor. Bir zamanlar ülkenin en dinamik ve değişime en açık kesimi olarak bilinenler şimdi gelişmeleri okumakta zorlanıyor, zamanlama hataları yapıyor, ofsaytlara düşüyor ve goller yiyor, hatta kendi kalelerine goller atıyorlar.
Onu hasım olarak gören malum çevreler bu duruma sevinirken, önemseyen ve yıpranmasını istemeyen büyük bir kesim durumu kaygı içinde izliyor.
Zamanlama hatası yapıyor dedim. Ünlü 27 Nisan e-muhtırası bunun çarpıcı bir örneği idi. Yazanların kendi amaçları açısından geri tepti, karşı çıktıklarını güçlendirdi.
Niçin mi?
Çünkü eski haritalara bakılarak kararlaştırılmıştı. Geminin artık başka sularda olduğu fark edilememişti.
Büyük tartışmalara yol açan son belgenin de Nisan 2009 tarihini taşıdığı öne sürülüyor.
Yani, eğer gerçekten böyle bir belge hazırlandıysa, yazanlarının 29 Mart seçim sonuçlarına bakıp,
‘Artık böyle şeylere ihtiyaç yok, halk kendi işini kendi görüyor’ demeleri ve yazdıklarını yırtıp atmaları gerekmez miydi?
Yeni haritaları okuyabilselerdi, evet gerekirdi. Umarım bundan sonra okuyabilirler.