Facebook Atatürkçülüğü

Lenin, Hitler, Mao, Roosevelt, Churchill, Nasır, Nkrumah... 20. yüzyıla damgasını vuran tarihsel kişilerden çoğu geride kaldı.

Lenin, Hitler, Mao, Roosevelt, Churchill, Nasır, Nkrumah... 20. yüzyıla damgasını vuran tarihsel kişilerden çoğu geride kaldı. Bir dönem çok parlak yanan ışıkları şimdi yanmıyor. Onlara, artık cereyan verilmeyen ampuller gözüyle bakabiliriz.
Buna karşılık, dün 69. ölüm yıldönümü dolayısıyla andığımız Atatürk'ün ampulü hâlâ yanıyor ve bu yüzyılın sonuna kadar da yanacağa benziyor.
Bu sonuca şuradan varıyorum: Son zamanlarda bir çılgınlık haline dönüşen Facebook sayfalarında on binlerce genç arasında müthiş bir Atatürk mesajı trafiği yaşanıyormuş. Atatürk köşeleri, Atatürk özdeyişleri, Atatürk fotoğrafları...
Facebook kullananların ortalama yaşının 18 olduğunu varsayacak olursak, Atatürk'ün adının yeni yükselen kuşakla bu yüzyılın sonuna kadar canlı kalacağını söyleyebiliriz. Çünkü bu çocukların bir kısmı o tarihlere kadar hayatta olacaklar...
Kısacası, 'Facebook Atatürkçülüğü' diyebileceğimiz bir fenomenle karşı karşıyayız. Bunu 'Gardırop Atatürkçülüğü' gibi küçümseyici bir terim olarak kullanmıyorum. Tam tersine, üzerinde düşünmeye değer bir olgu olarak değerlendiriyorum.
Atatürk'ü ölümünden 69 yıl sonra taparcasına seveni ve ölesiye nefret edeniyle canlı tutan enerji nereden geliyor?
Bu sorunun yanıtını ancak Medeniyetler Çatışması savı ve 11 Eylül travması, Ilımlı İslam Devleti projesi gibi gelişmelerin tarihsel fonunda bulabiliriz. Atatürk gündemden düşmüyor, çünkü bundan 90 yıl önce onun gündeminin başına koyduğu sorunların pek çoğu İslam coğrafyasında henüz çözülmüş değil. Hatta daha da ağırlaşmış, karmaşıklaşmış, içinden çıkılmaz hale gelmiş.
İnanmayanlara gidip Mısır'da bir hafta geçirmelerini tavsiye ederim.
Atatürk'ün, zamanının çok ilerisinde olduğu ötedenberi söylenirdi. 11 Eylül'ün ertesinde İslam coğrafyasının mercek altına alınmasıyla ortaya çıktı ki, umutsuz denecek kadar ilerisindeymiş!
Pakistan'da olanları izliyor musunuz?
AKP hükümetince Devlet Şeref Madalyası ile ödüllendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti'nin varoluş esprisine ters düşen Kral Abdullah'ın ülkesi Suudi Arabistan'da neler oluyor, biliyor musunuz?
Dışarıdan birileri izliyor, bakıyor, inceliyor, Türkiye'nin onlardan farklı olduğunu görüyor ve açıklamaya kalkışınca karşısına Atatürk çıkıyor. Türkiye'yi onlardan farklı kılan şey Atatürk deneyimini yaşamış olması ve laikliği benimsemesi. Demokrasiye geçişi bu sayede başarmış.
İşin tuhaflığına bakın ki, birtakım iç ve dış güçler, demokrasi adına, Türkiye'yi özgün kılan özellikleri yumuşatıp yok ederek sıradanlaştırmaya çalışıyorlar.
Dün TV 8'de 'Yüksek Siyaset' programında konuğum olan, 'Ölümsüz Atatürk' kitabının yazarı dünyaca ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Vamık Volkan'a Türkiye'de laikliği sulandırmak için atılan adımların demokratikleşme çerçevesinde haklı gösterildiğini söyledim.
"Hayır bunlar demokratikleşme değil, gerileme adımlarıdır" dedi.
Şu iki örneği verdi:
"Bu ramazan bir konferans için gittiğim Edirne'de turistik bir otelde kalıyordum. Gece yarısı telefonum çaldı, sahura kaldırmak için arıyorlardı. Hayır kalkmıyorum deyince, otelde ramazan boyunca sabah kahvaltısı verilmediğini söylediler... Ertesi gün kabir ziyareti yapan bir grup kadına rastladım. İçlerinden biri, elindeki hoparlörle, abdesti olmayanların oraya gelmemelerini söylüyordu... Türkiye'de eskiden böyle şeyler olmazdı."
Düşündüm: Edirne gibi bir yerde, hem de turistik otelde oruç tutmayanlara kahvaltı vermemek ya da abdest almayanların dolaşım alanını sınırlamak demokratikleşmenin nimetleri arasında sayılabilir mi?
Böyle bir ortamda çocuklar Facebook'ta 69 yıl önce ölmüş Atatürk'ten söz etmesinler de ne yapsınlar?