Fikir suçlusu olarak Kenan Evren

Kenan Evren'in ülkemizde eyalet sistemine geçilebileceğine ilişkin görüşleri büyük bir eleştiri dalgasına yol açtı. 12 Eylül'ün baş darbecisi hakkında bugüne kadar tek kelime söylememiş olanlar bile bu koroya katıldılar.

Kenan Evren'in ülkemizde eyalet sistemine geçilebileceğine ilişkin görüşleri büyük bir eleştiri dalgasına yol açtı. 12 Eylül'ün baş darbecisi hakkında bugüne kadar tek kelime söylememiş olanlar bile bu koroya katıldılar. Bir zamanların 'vatan kurtaran aslan'ının ne bölücülüğü kaldı, ne vatan hainliği!
Ben en çok bu tepkiler üzerinde düşündüm. Öyle ya, eyalet sistemi önerisi nihayet bir görüştür, artısı eksisiyle tartışılır, gerekirse yerin dibine batırılır, çürütülür. Bu görüşün bir zamanların 'kart kurt'çusu Kenan Evren'den gelmiş olması onu ayrıca ilginç kılar, ciddi olup olmadığı üzerinde durulur, gırgırı geçilir, vb.
Ama bu linç kampanyasıvari tepki neyin nesi ola ki?
Bunu şu bağlamda soruyorum: Kenan Evren'in liderliğini yaptığı darbe sonucunda yüz binlerce kişi haksız yere tutuklandı, on binlercesi işkenceden geçti, yüzlercesi işkencehanelerde kaldı, çoluk çocuk darağaçlarına gönderildi. İnsanlığa karşı suçlar işlendi. Bunlar bilindiği halde, bugün onun açıkladığı fikirler yüzünden hapse atılmasını isteyenlerden hemen hiçbirisi gık demedi. En azından bu perdeden tepki vermedi. Şimdi niye böyle oldu?
Gene o eski hastalıktan olmasın: İnsanları yaptıklarına göre değil, söylediklerine göre değerlendirmekten; ağızdan çıkan sözü, silahtan çıkan mermiden daha tehlikeli saymaktan?
Bu garip durumun hayatın diğer alanlarından nice örnekleri olduğunu biliyoruz: Katiller üç-beş yılda bırakılmış, şairler on yıllarca çürütülmüş. Milyar dolarlık hortumcular özel uçaklarıyla seyahat etmeye devam ederken, gariban yazarların ensesinde boza pişirilmiş...
Ülkemizde hırsızların, katillerin 'topluma kazandırılması' hiç sorun değil, hatta bu türden siciller onlara ayrı bir saygınlık da kazandırıyor, ama farklı fikir sahibi olup bunu açıklamak gafletinde bulunanların vay haline!
Bunu nasıl açıklayacağız? Niçin bizde bir şeyi söylemek onu yapmaktan daha ağır bir suç sayılıyor? (Nitekim, geçenlerde ülkemizde bir insana 'pezevenk' demeninin pezevenklik yapmaktan daha ağır cezalara yol açtığına ilişkin bir haber okumuştum!)
Bir yazımda, bunun, kafamızdaki 'inanç ve kanı değişimi' modelinin köhnemiş olmasıyla açıklanabileceğini belirtmiştim. Biz hâlâ, bir şeyin bir tek kez söylenmesiyle bile insanların yoldan çıkabileceğine inanıyorduk. Oysa, toplumsal bilimlerin bulguları durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyordu.
Bu kez aklıma bundan bile daha gerilere giden bir neden geliyor. Fikirler konusundaki bu aşırı duyarlılığımızın kökenlerinde İslam dininin irtidat kurumunun izleri olabilir mi? Malum, irtidat, yani 'dinden çıkma' en ağır suç ve cezası ölüm. Diğer suçlarda tevbe kabul edilirken, birçok yorumcuya göre, irtidat halinde tevbe kabul edilmiyor. Kutsal kitapta mürtetlere ebedi cehennem ateşi vaat ediliyor.
Acaba farklı fikirlere gösterdiğimiz aşırı tepkinin kökenlerinde bu kurumun bilinçaltı izleri yatıyor olabilir mi?
Ne olursa olsun, demokratik bir hukuk devleti olacaksak, insanları (ve bu arada Evren'i) söylediklerine göre değil de yaptıklarına göre yargılamamız gerekiyor.