Gecikmeden mutlaka görün

Eylülün başlarında, Kuzey Ege'nin tüm yaşamı saydamlaştıran limonata güneşini bırakıp koca kentin bulanık hayhuyuna dönüş zorunluluğunun hüznü içime çökmüşken, asfalt yolun kenarında gördüm onu.

Eylülün başlarında, Kuzey Ege'nin tüm yaşamı saydamlaştıran limonata güneşini bırakıp koca kentin bulanık hayhuyuna dönüş zorunluluğunun hüznü içime çökmüşken, asfalt yolun kenarında gördüm onu. Allah Allah, bu mevsimde orada ne arıyordu? Boş yolda, az ileride arabayı durdurup geri geldim ve doğruladım: Dört taç yapraklı, portakal renkli, gelincik benzeri bir çiçekti. Daha önce buralarda hiç görmemiştim. Ya da görmüştüm de dikkatimi çekmemişti. Acaba neyin nesiydi? Fotoğraf makinemin yanımda olmamasına hayıflanarak, tüm ayrıntılarıyla zihnime nakşetmeye çalıştım.
Eve döner dönmez, Erdoğan Tekin'in ikinci cildi yeni çıkan 'Türkiye'nin En Güzel Yaban Çiçekleri' kitabına baktım. Tıpatıp benzerini bulamadım, ama gelincikgillerden olduğunu sanıyorum. Belki 'gelin çiçeği', belki başka bir şey.
Turuncu renkli, gecikmiş bir gelincik!
Türkiye'nin yaban çiçekleri böyledir. İnsanı şaşırtmaya bayılırlar. Yıllardır yazları her sabah yürüyüş yaptığım bağ yolundakilerin büyük çoğunluğunu tanırım. Ne zaman açıp ne zaman kaybolacaklarını üç aşağı beş yukarı bilirim. Tüm ömrünü birkaç güne sığdıranlar vardır, yaz boyu ısrarla baş sallayanları vardır. Geçerken selamlaşırız. Her birini büyük bir hayranlıkla severim.
Ama bazen, o sürpriz çiçek karşıma çıkıverir. Erdoğan Tekin'lik bir çiçek!
Aslında, henüz tanışmak onurunu yaşamadığım Erdoğan Tekin'in kendisi, olmaması gereken bir yerde bulunan, şaşırtıcı bir yaban çiçeği gibidir bence. Sen kalk, metalurji mühendisi ol, sonra botanistlerin yapmadığını yapmaya kalkış; on yıllarca kendi cebinden dere tepe gez, 30 bini aşkın fotoğraf çek, müthiş bir koleksiyon oluştur. Niçin? Doğayı ve çiçekleri sevdiğin için. Yurdunu sevdiğin için.
Neyse ki, araya dostların da girmesiyle, bu büyük koleksiyonun bir kısmı 2005 yılında Türkiye İş Bankası'nın Kültür Yayınları arasında lüks bir baskıyla çıktı. Şaşırtıcı bir şey daha oldu. Kitap beklenenin çok üzerinde ilgi gördü. Birkaç ay önce de ikini ciltle daha da zenginleşti.
Doğada 250 bini aşkın çiçeklenen bitki varmış. Türkiye dünyanın 'flora'sı en zengin bölgelerinden biri sayılıyor. Mayıs ayında bir gün Anadolu bozkırına çıkın, o çoraklığın bile aslında nasıl bir zenginlik sakladığını keşfedeceksiniz. Belki o zaman, yalnızca o yöreye değil, tüm dünyaya bakışınız değişecek. Saygı duyacaksınız.
Dahası var: İnsanlar doğayı bu gaddarlıkla yok etmeye devam ederlerse, yol kenarında keşfettiğim turuncu çiçek gibi niceleri birkaç yıl sonra olmayabilir. Fazla gecikmeden görmenizi tavsiye ederim.