Gençliği yeniden keşfetmek

Aaa, meğer gençler varmış! Hafta içinde bir gün AKP grup toplantısında yapıldı bu müthiş keşif! Balkonu dolduran flamalı grubun vargücüçleriyle şarkılar söylediğini, sloganlar attığını...

Aaa, meğer gençler varmış! Hafta içinde bir gün AKP grup toplantısında yapıldı bu müthiş keşif! Balkonu dolduran flamalı grubun vargücüçleriyle şarkılar söylediğini, sloganlar attığını, alkış tuttuğunu görenler birbirlerine sordular:
"Kim bunlar?"
"Bunlar gençler!"
Gençler mi? O da ne? Burada ne arıyorlar? Niçin internet kafelerde, kantinlerde, sokaklarda, plaza köşelerinde şurada burada değiller?
Gençliğin keşfi! Nüfusunun yarısı 'genç' olan bir ülkede bundan daha absürd bir keşif olabilir mi? Dünyanın en genç ülkelerinden birisinde böyle bir keşif?
Olabiliyor.
Çünkü bu ülke gençliğine müthiş bir gözden kaybettirme operasyonu yapıldı. Varlar ama yoklar. Sayıları çok, ağırlıkları yok...
Pek sevmem, ama biraz nostaljik takılmama izin verin. Hey gidi gençlik hey! Ne günlerdi onlar. 'Genç olmak' başlı başına bir değer sayılıyordu. Hele bir de 'şebeke'n varsa, yani üniversite öğrencisiysen, senden makbulü yoktu. Kavga etsen polis sana dokunmuyordu. Taksiye binsen şoför para almıyordu.
1960 yılında 27 Mayıs'ın ardından gelen ordu-gençlik el ele, gençlik-polis el ele günlerinden söz ediyorum. Gençlik ülkenin 'kurtarıcı'larından biriydi.
Sonra devran değişti, genç olmak gözden düştü. Gençler şüpheliler arasına girdi. Bu gençler yanlış kitaplar okuyor, yanlış ideolojilerin pençesine düşüyor, yanlış üstüne yanlış yapıyorlardı!
Önce 12 Mart, sonra da 12 Eylül silindiri salındı üzerlerine...
Öyle ya da böyle, her iki dönemde de önemliydi genç olmak: Birincide geleceğin umudu, ikincide potansiyel kötü adam olarak.
Epeydir, Özal'dan beri, üçüncü dönemdeyiz. Gençliğin önemsizleştiği, yavaş yavaş gözden kaybolduğu dönemde.
Bizim gençliğimiz gençlik üzerine tartışmalarla geçti: Gençlik ayrı bir toplumsal kategori midir, toplumsal öncülük rolü var mıdır, ülkesine karşı ne gibi sorumluluklar vardır? Vb. vb. Sabahlara kadar konuşulurdu.
Solcu ve sağcı versiyonları vardı bu tartışmanın.
Şimdilerde kimse gençliği tartışmıyor. Yaşa dayanan sınıflandırmaların yerini tüketime dayanan sınıflandırmalar aldı: AB grubu, CD grubu gibi...
Bu arada gençlik yaşlandı.
Gençlerle ilgili anketlerin sonuçlarına baktığımda şaşıp kalıyorum: Büyüklerden hiçbir farkları yok. Hatta bir önceki kuşaktan daha muhafazakâr oldukları söylenebilir. Daha dindar, daha kapalı, daha yabancı düşmanı...
Hem gençler, hem de muhafazakârlar...
Bazen düşünüyorum: Neyi muhafaza edecekler?
Yetersiz eğitim sistemini mi, diplomalı işsizliklerini mi, kuşaktan kuşağa aktarılan müzmin ulusal sorunları mı?
'Kurtarıcı' ya da 'potansiyel terörist' olmasalar da, siyasette gençliği yeniden keşfetmemizin vakti gelmedi mi?