Gülme komşuna

'Gülme komşuna, gelir başına' deriz. Buradaki komşu, Yunanistan. (Onların dilinde de hemen hemen tüm atasözlerimiz gibi bunun da tıpatıp benzeri olduğuna eminim.)

'Gülme komşuna, gelir başına' deriz. Buradaki komşu, Yunanistan. (Onların dilinde de hemen hemen tüm atasözlerimiz gibi bunun da tıpatıp benzeri olduğuna eminim.) Son haftalarda 'komşu'nun başına gelenlere yüreğinde bir damla insanlık bulunan bir kimsenin gülebileceğini sanmıyorum. Bugün burada bu atasözünü daha çok 'gelir başına' kısmı için kullanıyorum.
Gelir başına! Gelir başımıza!
Komşunun başına gelenlerden yabancı gazetelerde 'Yunan trajedisi' diye söz edildiğini duyuyorum. Yunanlılar ise 'katastrofi' (büyük felaket) kelimesini sık sık kullanıyorlar. Bence her iki terim de fazlasıyla hak edilmiştir.
200 bin hektardan fazla orman ve zeytinlik yanmış. Binlerce yıldır var olan doğal güzellikler yok olmuş. Ölen insan sayısı kesin değil ama 60'ı geçtiği kesin. Bir hesaba göre 130 kuş ve 45 memeli hayvan türünün ağır zarar gördüğünü, belki de tükendiğini hatırlarsak, 'soykırım' sözcüğünü de kullanabiliriz.
Dörtbir yanı sarmış alevlerden kaçmaya çalışan sincapları, kır farelerini, yılanları, börtüböceği görür gibi oluyorum. Yüreğim yanıyor.
Oysa, duygusal tepkileri çok aşan bir maddi arka planı var bu trajedinin. Zehirli bir mantığı var. Adım adım, geliyorum diye bağıra bağıra yükselen
bir felaket merdiveni...
Kendi memleketimizden çok iyi bildiğimiz şeyler: Bozulan doğal dengeler, azmanlaşan kentler, yok edilen ormanlar, imara açılan su havzaları, sadece bugünü düşünen popülist politikacılar, arazi mafyaları, kundakçılar, orman afları...
Felaket ağlarını böyle örüyor...
Çok sıcak bir yaz, susuz ağaçlar, kuru otlar...
Ve çakılan bir kibrit...
Ulusal yas nedeniyle Yunanistan'da bayraklar yarıya inik. Televizyonlar gün boyu hâlâ sönmemiş alevleri gösteriyor. Öfkeli kalabalıklar meydanlarda toplanmaya başladı. Yakında seçim sınavına girecek olan Karamanlis iktidarı mağdurlara bol keseden para dağıtarak günü kurtarma çabasında. Muhalefet suçlamada. Ama ikisinden de köklü bir çözüm önerisi yok.
Uyanık geçinen Yunanlılar gerçekten uyanacaklar mı?
Türkiye'de Gölcük depremi, ABD'de Katrina kasırgası, şimdi de Yunanistan'da bu yangın yıllardır söylenen büyük yalanların üzerindeki örtüyü çekip aldı. Halkların karşısına beceriksiz, eşgüdümsüz, vizyonsuz ve hatta çaresiz devlet iskeletleri çıktı. Peki şimdi ne olacak? Eski günlere geri mi dönülecek?
Artık iyice belli oldu ki, insanlık ile doğa arasındaki temel ilişkinin değişmesi gerekiyor. Sadece kısa vadeli kârları düşünen miyop, neo-liberal politikalarla bu mümkün mü? Radikal önerilere ihtiyaç var.
Keşke bizim morali bozuk sol, beylik söylemleri bir yana bırakıp, Yunanistan'daki trajediyi iyi incelese. Ev ödevini yapmaya buradan başlasa...
Kassandıralık yapmaya devam edelim:
Komşuda yaşanan bizim de başımıza gelecektir.
Belki depremle, belki selle, belki yangınla...
Belki yarın, belki yarından da yakın!