Güneş toplayalım insanlık için

Küresel ısınma ile onun bir sonucu olan kuraklık ve susuzluk nedeniyle sıkıntılı ve huzursuz bir yaz mevsimi yaşıyoruz. Gelecek daha da karanlık görünüyor.

Küresel ısınma ile onun bir sonucu olan kuraklık ve susuzluk nedeniyle sıkıntılı ve huzursuz bir yaz mevsimi yaşıyoruz. Gelecek daha da karanlık görünüyor. Geçmişin hatalarının faturaları karşımıza çıktıkca 'ağlarım baktıkça istikbalime' şarkısının çağdaş versiyonlarını söylememiz kaçınılmaza benziyor.
Belki çok geç kalındı, ama gene de bir şeyler yapmak lazım. Hem kişisel hem de kurumsal düzeyde acilen birtakım adımlar atmak zorundayız.
Örneğin, Avşa Belediyesi'nin yaptığı gibi... Dünkü Radikal'de gözünüze çarpmış olabilir. Yeraltı suları çekilen Avşa Adası denizden içme suyu üretmeye başlayacakmış. Tonu 1 YTL'ye mal olacak olan elektriğin fazlası diğer adalara satılabilecekmiş. (Tatlısu üretiminde hangi enerji kaynağından yararlanılacağı haberde yok. Umarım, fosil yakıt değildir, güneş ya da rüzgâr enerjisidir. Avşa her ikisi için de uygun bir ada.)
Bu sütunu uzun zamandır okuyanlar bilirler, deniz suyunun 'desalinasyon' yoluyla tatlısuya dönüştürülmesi taktığım konulardan birisidir. 'Irmaklar tersine akmalı' konulu kaç yazı yazdım son 10 yıldır. Nasıl yazmam: Yerkürenin beşte dördü suyla kaplı ve insanlık susuzluktan kırılıyor. Su savaşlarının çıkmasına az zaman kaldı.
Ama nedense, silahlanma için trilyon dolarlar harcayanlar, insanlığın yarını için yaşamsal önem taşıyan bu konuyu bir türlü ciddi olarak
ele almıyorlar.
Nedenini tahmin edebilirsiniz. Silah satıcıları ile petrol satıcıları ya aynı insanlar ya da aralarından 'su' sızmıyor! İnsanlığın geleceği değil, bugün kazandıkları para önemli onlar için.
Aynı şey güneş enerjisi için de söylenebilir. Yerkürede en bol bulunan enerji kaynağı güneş ışığı, ama güneş enerjisi kullanımı bir türlü yaygınlaşmıyor. Maliyetler gittikçe düşse de, kullanımın çok cılız kaldığı ortada. Ancak, son küresel ısınma krizi, çanların insanlık için çaldığını ilan ettikçe, konuya önem verenler çoğalacaktır.
Geçen gün bir Amerikalı misafirimle konuşuyordum. Yaşlı ebeveynleri güneşi bol New Mexico eyaletinde yaşıyor ve iki panelle ürettikleri güneş
enerjisiyle tüm ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi, fazlasını elektrik dağıtım sistemine satıyorlarmış!
Bizde niçin olmasın?
Yalnızca su ısıtma sistemlerinden söz etmiyorum. Dün Zaman gazetesinde okuduğum bir habere göre Türkiye bu açıdan dünya birincisi imiş. Ben, bunun ötesinde, New Mexico'daki yaşlı çift gibi, tüm elektrik ihtiyacının elektrik enerjisiyle karşılanmasından söz ediyorum. Bakarsınız her ev bir enerji üreticisi haline gelmiş! Demek ki oluyor, olabiliyor.
Ama nasıl?
Güneşi bol Ege sahillerindeki evler niçin bu sisteme geçmesin? Niçin başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de devlet bu sisteme geçişi
teşvik etmesin? Niçin?
Güneş toplamasını ve paylaşmasını öğrenmek zorundayız! Denemeye hazırım. Bu konuya da taktım kafayı, gelecek bilgileri sizlerle paylaşacağım.