Hangi Ergenekon?

Ergenekon soruşturması son iki yılda büyüye büyüye bir fil halini aldı. Şu anlamda: Onu herkesin tuttuğu yere göre tanımlayabilmesi mümkün. Kimine göre adım adım ilerleyen...

Ergenekon soruşturması son iki yılda büyüye büyüye bir fil halini aldı. Şu anlamda: Onu herkesin tuttuğu yere göre tanımlayabilmesi mümkün. Kimine göre adım adım ilerleyen sivil darbenin yargısal görünümü, kimine göre Türkiye’de hiç kimsenin hukuktan üstün olmadığını gösteren bir demokrasi hamlesi...
Soruşturmanın kapsamı genişledikçe kafalar daha da karışıyor. Bu tastamam neyin davası? Aradan yıllar geçtikten sonra geriye dönüp bakanlar onu nasıl özetleyecek, nasıl tanımlayacaklar?
Ben, bakış yüksekliğine göre, farklı birtakım ‘anlatılar’ (narrative) ya da öykü çizgileri görebildiğimi sanıyorum.
Örneğin:
1) En yukarıdan ve oldukça net olarak gördüğüm çizgi, daha önce de yazdığım gibi, bunun Türkiye’nin dünyadaki konumunu ‘Avrasyacı seçenek’ açısından değerlendirmek isteyen kesimlerin tasfiyesi olarak değerlendirebileceğidir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ve ABD’den uzaklaşarak Asya’ya dönmesini, Rusya, Çin ve İran’la yakın ilişkiler kurmasını savunan bu kesimler kendilerini genellikle ‘ulusalcı’ olarak tanımlıyorlar. Bu kesimlerin ortak bir özelliği de laikliğe verdikleri özel önem. Belli ki içeride ve dışarıda birtakım
güç odakları, önceki gün gözaltına alınanlardan emekli Org. Tuncer Kılınç’ın da bir zamanlar dile getirdiği böyle bir seçeneğinı saf dışı edilmesini çok önemli bulmaktalar.
2) Haberleri okurken aklımdan geçen ikinci anlatı çizgisi, bir zamanlar derin devlete hizmetler sunmuş olan bazı grupların hâlâ görevli imiş gibi davranarak yarattıkları rahatsızlıkların giderilmesi çabası. İsterseniz buna şimdiki derin devletin, ‘ulusalcı’ kesimlere yanaşarak yaramazlık yapan eski derin devlet mensuplarını terbiye etme operasyonu da diyebilirsiniz. Casus romanlarında sık rastlanan bir durumdur bu. Ortadan kaybolmayan, uslanmayan eski ajana münasip bir ders verilir. Gözaltına alınanlar arasında Susurluk’tan tanıdığımız İbrahim Şahin’in bulunmasını bu kategori
içinde değerlendirmek mümkün.
3) AKP’nin tek başına iktidara geldikten sonra yaptıklarına karşı çıkan geleneksel askeri ve sivil bürokratik çevrelerin yıpratılmasına ve güçsüzleştirilemesine yönelik operasyon. Buna, ideolojik düzlemde süregiden hegemonya kampanyasının yönetimsel düzlemdeki görüntüsü olarak da bakabiliriz. Bu görüşe göre ‘Burada kimin sözü geçer?’ sorusunun yeni yanıtı kafalara çivilenmektedir. Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde yapılan sansayonel arama bu öbekte yer alacaktır... (Dün Ankara işte bu anlatı çizgisine yapılan itirazlarla sarsıldı.)
4) Nihayet, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, gittikçe kök salan siyasal iktidarı, onun en büyük destekçisi haline gelmiş olan bir cemaati ve özellikle onun liderini geçmişte sert dille eleştirenlere haddini bildirme operasyonu.
Örneğin, aslında ciddiye alınması fevkâlâde zor olan Yalçın Küçük’ün bile sorguya alınmasını bu çerçeveye koyanlar var.
Hangisi? Belki hepsi. Ergenekon’un büyüye büyüye filleşmesinin doğal sonucu bu.
Hollywood senaryoları böyledir: Onları birbirinden çok farklı anlatıları izleyerek seyredebilirsiniz. İsteyen aşk çizgisini izler, isteyen macera çizgisini... Çizgiyi tutturamayan şaşırıp kalır. Halkımızın çoğunluğu gibi...
Usta yönetmenler böyle karmaşık senaryolardan bile iyi bir filmler çıkarabilirler. Burada usta yönetmen, mahkemedir.