Hasan Cemal'in şansı

Hasan Cemal'in Kandil Dağı'nda PKK'nın dağdaki bir numarası Murat Karayılan ile yaptığı röportaj büyük ilgi çekti, türlü çeşitli tepkilere neden oldu.

Hasan Cemal’in Kandil Dağı’nda PKK’nın dağdaki bir numarası Murat Karayılan ile yaptığı röportaj büyük ilgi çekti, türlü çeşitli tepkilere neden oldu. Bunlardan rahatsız olduğu anlaşılan Hasan Cemal dün Milliyet’te ‘Hasan Cemal, sen Kandil Dağı’na neden gittin?’ başlıklı bir yazı yazdı. Devamı da gelecekmiş.
Birinci yazının bir yerinde şöyle diyor:
“Hasan Cemal;
Neden gittin Kandil’e?
Yanıt çok kısa:
Gazeteciyim de ondan gittim.”
Ben bunun böyle olduğundan şüphe etmiyorum. Sonuçta ortaya başarılı bir habercilik örneği çıktı. Yaktığı canlar nedeniyle ülke halkının büyük kesimin nefretini kazanmış olsa da Karayılan’la, onun denetimi ve sansürüne tabi olmaksızın, söyleşi yapmak bir gazetecilik başarısıdır. Zaten pek çok köşe yazarı da içindeki habercilik aşkı nedeniyle bu deneyimli gazeteciyi kutladı ve övdü.
Haberin yayınlanmasından sonra gazetelerde ve köşelerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Hasan Cemal’le görüşmek istediği yolunda haberler çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bile görüşmek isteyebileceği söylendi. Hasan Cemal’in de bu türden randevu isteklerine olumlu yanıt vereceği anlaşılıyordu.
Doğrusu ben bunu yadırgadım. Bence Hasan Cemal’in gazeteci olarak rolü haberinin yayınlanmasıyla sona ermişti.
Yazılmaya değer her şeyi yazdın mı? Yazdın.
O halde devlet yetkilileriyle neyi konuşacaksın? Onlara fazladan neyi anlatacaksın? Eğer her şeyi haberinde anlattıysan, hiç bir şeyi.
Neyse ki, bence, Hasan Cemal’in verilmiş sadakası varmış. Verilen sözler tutulmadı, randevular iptal edildi ve her şeyi yazmış olan deneyimli gazeteci ülkeyi yönetenlerle ‘Eee, daha daha ne var’ sohbeti yapmaktan kurtuldu.
Devlet yetkilileri Hasan Cemal’le görüşmekten niçin kaçındılar?
Sanırım bunu ‘Bakın PKK ile dolaylı müzakere başladı’ söylentilerine son vermek için yaptılar. Hasan Cemal ile yapılacak başbaşa görüşmeler bu türden söylentileri daha da kışkırtacak, Hasan Cemal’in titizlikle sarıldığını bildiğim gazetecilik rolünü hırpalayacaktı.
Hasan Cemal’in de çok iyi bileceği gibi, mekik diplomasisi gazetecilerin değil kuryelerin ve diplomatların işidir.
İçindeki habercilik aşkı dolayısıyla sık sık övülen Hasan Cemal belki diyecektir ki, “Ben ötekilerle de gazeteci olarak konuşacaktım. Hariciye’nin, hükümetin, Çankaya’nın nabzını tutup yazacaktım. Oralardaki havayı koklayacaktım.”
Ya sonra? Sonra da gidip Karayılan’ın Gül’ün söylediklerine tepkisini mi alacaktı?
Ben ilk söylediğimde ısrarlıyım: Hasan Cemal’in gazeteci olarak rolü röportajını yayınladığı anda tamamlandı. Daha fazlası yanlış algılanırdı. 
Bırakın, Köşk’ün, Hariciye’nin, Başbakanlığın havasını da başkaları koklasın.
Memlekette başka gazeteci mi yok?