Hükümet mizahçılara çalışıyor ama...

Siyasal mizah konulu bayram üçlümüzün sonuna geliyoruz. Birinci gün ülkemizde komedyenlerin korkak olduğu iddiasını ele aldık, televizyonun çekingenliğini eleştirdik, sonra...

Siyasal mizah konulu bayram üçlümüzün sonuna geliyoruz. Birinci gün ülkemizde komedyenlerin korkak olduğu iddiasını ele aldık, televizyonun çekingenliğini eleştirdik, sonra siyasi karikatüristleri gerçek görevlerine çağırdık, Bir sorun var gerçekten. Peki, Türkiye'de siyasal mizah nasıl canlanır?
Bunun yollarından birisi siyasal ve toplumsal baskıların artması ve bu türden mizahı kamçılamasıdır. Hayır, yerinde kalsın, böyle bir parlama istemiyoruz.
Tam tersine, demokrasinin sınırlarının gelişmesinin mizahımıza vitamin şurubu gibi geleceğini düşünüyoruz. Örneğin 301. maddenin kalkmasının. Çünkü bu madde siyasal mizahın ana konusu olan kurumların 'aşağılanmasını' suç sayıyor. Üstelik, aşağının nerede başladığını da söylemiyor. Öyle ya, eleştiri nerede bitiyor, aşağılamak nerede başlıyor? Yargıyı, orduyu, hükümeti, Meclis'i, Cumhurbaşkanı'nı iğnelemeyen siyasal mizah olabilir mi?
Başka demokratik ülkelerden siyasal mizah örneklerini okurken ya da dinlerken gözlerim yuvalarından fırlıyor, çünkü 301'lik espriden geçilmiyor.
Yalnızca 301 değil, yasalarımızda siyasi espri yapılmasını zorlaştıran daha nice maddeler var. Neyse ki, mahkemelerimiz son zamanlarda takdir haklarını mizahtan yana kullanıyorlar.
Amerikan televizyonlarını izleyebilenleriniz bilirler: Jay Leno, David Letterman ve Conan O'Brien gibi komedyen-sunucular her gece Amerikan politikacılarına duman attırıyorlar. Esprilerin birçoğu fevkalade ağır, birçoğu da cinsel içerikli. Liderler bol bol aşağılanıyor ama nedense Amerikan demokrasisi yıkılmıyor!
Geçenlerde duydum şu espriyi: Başkanlık için yarışan Demokrat parti adaylarının bir eyalette yaptığı gece tartışmasından sonra bir gazeteci şöyle demiş:
"Hilary'nin en kötü gece performansı bu olmalı"
Bill Clinton gülümsemiş:
"Siz bir de bana sorun!"
Bu toleransın arkasında köklü bir eleştiri geleneği var kuşkusuz. Amerikan siyasal mizahının en büyük ustalarından Will Rogers (1879-1935) için demokrasi kisvesi altında dolaşan ikiyüzlü hokkabazlığın kendisi sürekli iğnelenmeye müstahaktı.
Şöyle diyordu:
"Ben komik şeyler bulmaya çalışmıyorum. Hükümetin yaptıklarına bakıp olduğu gibi anlatıyorum."
Ve devam ediyordu:
"Benim işim dünyanın en kolay işi. Öyle ya, tüm hükümet bana çalışıyor."
Gerçekten bugün Türkiye'de olanlardan bazılarına farklı gözlerle bakabilsek biz şu anda çok acıklı görünen birçok şeyin aslında komik de olabileceğini keşfedebiliriz.
Bizim hükümet de mizahçılara çalışıyor aslında! Yeter ki, görebilelim.