İdam görüntüleri ve insanlık

'Yılın insanı' çok çabuk gözden düştü. Birkaç gün önce Time dergisinin kapağındaydı, övülüyor, göklere çıkarılıyordu. İletişimde yeni devrim yaratan insandı o.

'Yılın insanı' çok çabuk gözden düştü. Birkaç gün önce Time dergisinin kapağındaydı, övülüyor, göklere çıkarılıyordu. İletişimde yeni devrim yaratan insandı o. Yazdıklarıyla, konuştuklarıyla ve özellikle cep telefonuyla çektikleriyle evrensel bilgi paylaşımına katkıda bulunuyordu.
Şimdi 'suçlu' durumda. Bağdat'ta Saddam Hüseyin'in idamı sırasında çektikleriyle bir çuval inciri berbat etmekle suçlanıyor. Tutuklanması an meselesiymiş. Irak 'hükümet yetkilileri' ona ya da onlara gereken dersi vereceklermiş.
Yeni yılın ilk günlerinde tartışma gündemine giren bu olay önümüzdeki yıl boyunca pek çok kez yaşayacağımız gerçeği gözler önüne seriyor. Artık 'kapalı kapılar ardında' diye bir şey kalmamıştır. Önceki yıllardan da bildiğimiz gibi, buna Bağdat'taki işkencehaneler ve infaz odaları da dahildir.
Tabii bunun tam tersi de geçerli. Artık özel yaşam, mahrem bölge diye bir şey de kalmamıştır. Yaşanan en özel anların ne zaman insanlığın genel gösterimine sunulacağı belli değildir.
2006 yılında Türkiye'de bunun çarpıcı örneklerini yaşadık.
Aslında, henüz farkına varmış olmasak da, çok daha derin etkiler söz konusudur.
Cep telefonu gibi yeni teknolojiler giderek dünyayı nasıl algıladığımızı ve anladığımızı da belirliyor.
Görüntü almak gündelik hayatın dokusuna karışıyor. İnsanlar onu yaşama ile eşanlamlı görmeye başlıyorlar.
Bunu bu yılbaşı gecesi Lizbon'un ünlü Ticaret Meydanı'nda yeni yılı karşılamak için toplanmış 100 bin kişiyi izlerken bir kez daha fark ettim. Atlantik kıyısındaki büyük meydan görkemli bir ışık sergisi olmak üzere süslenmişti. Tam yeni yıla girerken müthiş bir havai fişek gösterisi başladı ve belki 15 dakika devam etti. Çevrede her milletten insan vardı.
Ama baktım, hemen herkes elindeki telefon ya da küçük dijital kamera ile gökyüzündeki renk patlamasını çekiyor. Hiç kimse olayın bütününe bakmıyor, herkesin gözü minik ekranlarda, dünyayı o boyutlarda görüyor.
Yeni yıla girmek, nice diğer toplumsal ritüel gibi, kameraya çekilen bir olay haline gelmiş!
Düşündüm, acaba çekilen görüntüleri kaç kişi daha sonra yeniden seyredecek? Büyük bir olasılıkla çok küçük bir kısmı.
Çekilen videolara ve fotoğraflara seyirci bulmak, görüntü seli altındaki çağımızın yeni sorunlarından birisi. Herkesin kendi koleksiyonu var ve ne yazık ki zamanı yok! Tabii, ortaya YouTube'luk bir bomba çıkmazsa... İşte o zaman, Saddam Hüseyin'in 'izinsiz' idam videosunda ('linç' demek daha doğru) olduğu gibi, dünya bazı şeyleri daha önce görmediği kadar net olarak görebiliyor. Irak'taki, Amerika'daki, dünyadaki ikiyüzlülükleri daha iyi anlayabiliyor. İyi ki çekilmiş diyorsunuz. Bu kez 'yılın insan'ları, ellerinde cep telefonu bulunan cellat yamakları olsa da. Yaşadığımız çağ böyle bir şey işte!