İki yanı keskin bıçak

AKP'nin seçim stratejisinde temel tema 'istikrar'. </br>Yani her şeyin üç aşağı beş yukarı bugün olduğu gibi devam etmesi.

AKP'nin seçim stratejisinde temel tema 'istikrar'.
Yani her şeyin üç aşağı beş yukarı bugün olduğu gibi devam etmesi. Sloganı da bunu ilan ediyor zaten: 'Yola devam!'
Bu strateji, tabii, seçmenlerin çoğunun durumundan memnun olduğu ve fazla bir değişiklik istemediği varsayımına dayanıyor. Gelin görün ki, Türkiye gibi çok hızlı bir sosyo-ekonomik değişim geçiren ülkelerde bu her zaman tehlikeli bir varsayımdır. AKP'nin 2002 seçimlerinden bildiği üzere, bunca toplumsal dengesizliğin ortasında, değişim isteyenlerin oranı her zaman yüksektir.
Bir de, hızlı değişim dönemlerinde daha da canlanan 'görece yoksulluk' denen bir şey var. İnsanlar kendilerini eski halleriyle değil, daha ileride gördükleri başkalarıyla karşılaştırıyor ve sahip olduklarıyla yetinmiyorlar. Amerikan toplumbilimcileri 1960'larda keşfettikleri bu psikolojik çarpıtmaya 'Yükselen beklentiler devrimi' adını takmışlardı.
Dahası, bu seçimde istikrar öğesi iki yanı keskin bir bıçağa benziyor. Bir yandan AKP o bıçakla rakiplerini kestiği gibi, öbür yanıyla da rakipleri onu kesmeye çalışıyor.
Bıçağın acaba hangi yüzü daha keskin?
Bıçağın birinci yanı, ekonomik istikrar. Tüm sosyal dengesizliklere rağmen, AKP'nin bu açıdan başarısız bir performans gösterdiğini öne sürmek haksızlık olur. Tam 23 çeyrek hiç durmadan büyümüş bir ekonomi, tek haneli sayıya düşmüş bir enflasyon, süregiden turizm canlılığı, dış ticarette kırılan rekorlar...
Bütün bunların yurttaşın hayatına bir şekilde yansıdığına ve seçmenin bunun değişmesini istemeyeceğine güvenmek istiyor Başbakan Erdoğan ve arkadaşları...
Ancak, bıçağın bir de öteki yanı var: Siyasal istikrar. Bu öğe de cumhurbaşkanlığı seçimine kadar AKP'nin lehine çalışıyordu. Millet, kısır günlük kavgaların egemen olduğu koalisyon dönemleriyle karşılaştırdığında AKP döneminin aşırı sakinliğini tercih ediyordu.
Ne var ki, AKP'nin tamahkârlık ederek cumhurbaşkanlığı seçimini bunalıma dönüştürmesiyle istikrar faktörü tersine döndü. AKP iktidarının şimdiki haliyle devamının ülkede çeşitli siyasal huzursuzluklara ve gerilimlere yol açabileceği endişesi yükselişe geçti (veya geçirildi). Meydanlar hareketlendi, milyonlar sokağa döküldü.
Pandora'nın kutusu açılmıştı. O kapak kolay kolay kapanmaz.
Böylece, kendisini ekonomik istikrarın adı olarak sunan AKP, rakipleri tarafından siyasal istikrarsızlığın simgesi olarak da sunulmaya başlandı.
Siyasal istikrarsızlığın belirleyici konusu cumhurbaşkanlığı seçimi idi. Başbakan Erdoğan'ın bu konuyu yeniden ateşli bir tartışma konusu haline dönüştürmesinin kendisi açısından isabetli olmadığını düşünüyorum.
O, belki de, sönmeye başlamış olan mağduriyet faktörünü canlı tutmak için bunu yapıyor, ama aynı zamanda kendisini siyasal istikrarsızlığın adresi olarak da göstermiş oluyor.
Bu seçimde hiçbir şey sanıldığı kadar yalınkat değil. Dolduruşa gelmeyelim.