İnternete sansür geliyor

Çölün kenarında bir evde oturuyorsanız kum tanelerinden kurtulmanız zordur. Her fırsatta, ama özellikle fırtınalı dönemlerde bir yolunu, deliğini, açığını, çatlağını bulup içeri girer, en umulmadık köşelere ulaşırlar.

Çölün kenarında bir evde oturuyorsanız kum tanelerinden kurtulmanız zordur. Her fırsatta, ama özellikle fırtınalı dönemlerde bir yolunu, deliğini, açığını, çatlağını bulup içeri girer, en umulmadık köşelere ulaşırlar. Lokmanızı çiğnerken gacırt bir ses: Kum oraya da girmeyi başarmıştır.
İfade özgürlüğüne ilişkin yasaklar açısından Türkiye böyle bir yerdir. Yurdumuzun bereketli toprakları üzerinde her türlü farklı fikir mutlaka yasakla tanışmıştır. Herhangi bir yenilik üzerine kafalar birazcık olsun karışınca 'Yasaklarız olur biter' demek kültürel bir refleks haline gelmiştir.
Dincimizden laikimize, yasaklara bahane üretmekte üzerimize yoktur.
Dikkat! Yine bir kum tanesi var! Yasaklama refleksimiz bu kez de internetten hayatımıza giriyor. Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup şu sıralar TBMM'de görüşülen tasarı yasalaşırsa (ki öyle görünüyor) yine kendimizi hep bulunduğumuz o mahut kategoride, yani baskıcı ve sansürcü ülkeler arasında bulacağız.
Ve ulusalcı duyarlıklarımızla isyan edeceğiz:
'Bu yabancılar da bize hep haksızlık ediyorlar!'
Konunun uzmanı Dr. Mustafa Akgül gayet açık konuşuyor:
'Bu yasa geçerse Türkiye, Avrupa Birliği yolunu değil, Çin, İran, Vietnam ve Suudi Arabistan modelini seçmiş olacak!'
Çünkü yasa, Ulaştırma Bakanlığı'nın bünyesinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı adı altında bir sansür dairesi kuruyor. Bu daire bazen mahkemeden izin alarak, bazen de buna bile gerek duymadan internet yayınlarını yasaklayabilecek.
Yani, bizzat devletin kendisi bir internet filtresi haline gelecek!
Ne Avrupa Birliği kabul ediyor böyle bir uygulamayı, ne de Amerika Birleşik Devletleri. Edenleri yukarıda saydım: Olağan şüpheliler.
Biz sözüm ona tercihimizi demokrasiden yana yapmışız. Ama, maşallah, AB yanlısı iktidarımız bunu yapabiliyor ve ana muhalefet partimizden gık bile çıkmıyor.
Çünkü, ilk bakışta bu yasa mide bulandırıcı bir dizi suça (çocuk istismarı, müstehcenlik, fuhuş, intihara yönlendirme, kumar, uyuşturucu) karşı önlemmiş, tartışılacak bir yanı yokmuş gibi görünüyor.
Bana müstehcenliğin ölçüsünü söyleyebilir misiniz?
Aslında iş orada bitmiyor, tasarı 'elektronik ortamda sohbet, mesaj ve benzeri servislerde yapılacak filtreleme, perdeleme ve izleme' konusunda da standartlar getirmekten söz ediyor.
'Chat'lerde 'ayıp kelimeler'i mi yasaklayacaklar acaba? Ya günün birinde, Çin'in yaptığı gibi, siyaseten ayıp kelimelere de el atarlarsa?
Olmaz olmaz demeyin, özgürlükten yana evhamlı olmak yararlıdır.
Çölün kenarındaki eve kum tanesi girer.
Bilişim STK Platformu soruyor:
Niçin bu yasa kapalı kapılar ardında hazırlandı? Niçin özel sektörle ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılmadı? Niçin evrensel hukuk ilkelerine uygun, İnternet Hakları Bildirgesi ve Sibersuçlar deklarasyonu çerçevesinde özdenetim ve ortak yönetişim yapıları kurulması uygun görülmedi de hemen yasakçılığa sapıldı?
Demokratik ülkelerde internet filtrelerini, isterse, yurttaş kurar. Devlet internet filtreliğine soyunursa rejimin adı tartışmaya açılır. O ülke küme düşer.