İran'da dijital devrim

Devrimin dijitali olur mu? İran'daki seçim sonrası toplumsal hareketlilik, kitlelerce kullanılan iletişim...

Devrimin dijitali olur mu? İran’daki seçim sonrası toplumsal hareketlilik, kitlelerce kullanılan iletişim araçları açısından da ilgi çekiyor. Çünkü, siyasal örgütlenme için iletişim, cep telefonu, internet, e-mail, Facebook, U-Tube ve Twitter gibi dijital teknoloji kullanan kanallardan yapılıyor.
İran 1979 İslam Devrimi sırasında da iletişimcilerin dikkatini çekmişti, çünkü o zaman da ses kayıt aygıtlarının kullanımı çok ilginç bulunmuştu. Fransa’da bulunan Humeyni’nin vaazları ve devrim söylevleri küçücük ses kasetleri halinde İran’a sokuluyor, çoğaltılarak dört bir yana dağıtılıyordu. Her türlü sansürü mubah gören Şah yönetimi bu yeni yönteme karşı bir çare bulamamıştı. Tahran çarşısından ve camilerinden Humeyni’nin sesi geliyordu.
Çağımızda, söyleyecek bir şeyi olanlar bunu başkalarına iletmenin yolunu eskisinden çok daha kolay buluyorlar. Sansürcülük eskisi kadar kolay değil. En kapalı sistemlerde bile kaçaklar var.
Artık gerçekten küresel bir köyde yaşıyoruz.
Tahran meydanlarında cep telefonuyla çekilmiş görüntüler çok kısa bir zaman sonra dünyanın öbür ucunda seyredilebiliyor.
Bu dijital devrimden benim de payıma bir şeyler düştü. Önceki akşam TV 8’deki ‘Yüksek Siyaset’ programında İran’daki gelişmeleri konuşurken İran’dan ve İranlılardan onlarca e-mail geldi. İran’da da izleyicilerimiz olduğunu biliyordum ama, doğrusu ya, bu kadarını beklemiyordum.
Gelen mesajların çoğuna dijital çığlıklar da diyebiliriz.
Ne mi diyordu bu çığlıkları atanlar? Dört başlık altında özetleyebilirim:
1) Seçimlerde kesin olarak hile yapılmıştır. Hem de çok geniş çapta. İranlı büyük çoğunluğun artık Ahmedinecad’ı meşru Cumhurbaşkanı olarak kabul edebilmesi mümkün değildir.
2) Dışardan bakanlar İran’ı iyi göremiyor ve anlayamıyorlar. Bu ülke artık Batılıların kafalarında dondurdukları ülke değildir. Yepyeni kuşaklar vardır ve onlar dünyadan kopuk yaşamak istemiyorlar.
3) İranlı Azeriler, neredeyse blok halinde, kendilerinden olan Mir Hüseyin Musavi’ye oy verdiler. Kim ne derse desin, İran’da Türk’lük siyasal bir faktördür.
4) Hal böyleyken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmedinecad’ın ‘zafer’ini herkesten önce kutlaması İranlı Azeriler arasında kırgınlık yaratmıştır.
5) İran’ın kısa zamanda yatışıp süt liman olmasını ve eski günlere dönmesini bekleyenler yanılıyorlar.
Bu dijital mesaj seli, bana nasıl bir çağda yaşadığımızı hatırlattı. Bırakın Tahran’ı, Ankara’da bile bazılarının bu olguyu iyi anladıklarına emin değilim.