Kafkasya'da aşk başkadır

Akraba evliliği sayılabilecek birliktelikleri yıllardır gayet mutlu devam eden bir çift varmış. Derken, kulaktan kulağa yayılan bir dedikodu nedeniyle, aralarına karakedi girmiş. Efendim, eşlerden birinin şimdiye kadar küs olduğu...

Akraba evliliği sayılabilecek birliktelikleri yıllardır gayet mutlu devam eden bir çift varmış. Derken, kulaktan kulağa yayılan bir dedikodu nedeniyle, aralarına karakedi girmiş. Efendim, eşlerden birinin şimdiye kadar küs olduğu komşusuyla işi pişirdiği ve durumu eşinden gizlediği söylentileri ayyuka çıkmış.. İşin ciddi olduğunu, onları bazı yerlerde birlikte gördüklerini öne sürenler bile olmuş. Bunun üzerine, aldatıldığı sonucuna varan eş, biraz da
intikam amacıyla eski dostlarıyla temas kurmuş ve hatta boşanmaktan söz etmeye başlamış.
Telaşa kapılan (iftira kurbanı?) öbür eş durumu düzeltmek için kırgın eşinin ayaklarına kapanmış,
diller dökmüş, gerçek aşkının hâlâ o olduğunu ilan etmiş. Şiirlerle süslü yakarışı dinleyen kırgın eş
“Peki, şimdi inandım, komşuyu değil beni seviyorsun, artık şüphem kalmadı” demiş.
Ve onlar ermiş mi muradına?
Dış politika pek çok etmenin birbirine dolandığı karmaşık bir iştir. Kafamız karıştığında sormak gerekir: Aslında ne oluyor? Hikâyenin özü nedir? 
Karmaşık konuları anlaşılır hale getirmek görevleri arasında bulunan biz köşe yazarları, bu sorulara futbol maçlarından ya da aile ilişkilerinden örnekler getirerek yanıtlar veririz. ‘Uzatmalar oynanıyor’ ya da ‘parmağındaki yüzüğü attı’ türünden şeyler söyleriz.
Türkiye ile Azerbaycan arasında son haftalarda yaşanan ve Başbakan Erdoğan’ın Baku ziyareti ile ‘çözümlenen’ son krizi ben biraz televizyon dizilerini anımsatan ailesel bir anlatı şeklinde izledim.
Bilmem katılır mısınız?
*
Bir bölüm bitti. Peki, şimdi ne olacak? Her şey
eskisi gibi mi olacak?
Gene yukarıdaki örneğe dönecek olursak, bu gibi aile içi krizlerin iki sonucu olabileceğini söyleyebiliriz:
Taraflar, aşk tazelemiş olurlar, her şey eskisinden bile daha iyi olur.
Ya da, kriz sırasında çok derinlerde bazı şeyler kırılmıştır. Ne denirse densin, bir daha hiçbir şey
eskisi gibi olmaz.
Hangisi doğru, yaşayarak göreceğiz.
*
Masalı gerçeğe dönüştürürsek:
Türkiye, Karabağ’daki Ermeni işgali sürdükçe Ermenistan’la sınır kapısını asla ve kat’a açmayacağını en net şekilde ifade ederek kesin bir kırmızı çizgi çizdi. Bu deklarasyonun Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri onarmayı aşan sonuçları olacaktır.
Örneğin:
Türkiye’nin bu yıl Ermenistan ile sınırı açma çabalarını yoğunlaştırmasının belki de en önde gelen nedeni, yeni ABD Başkanı Obama’nın 24 Nisan mesajında ‘soykırım’ kelimesini kullanmasını önlemekti. Sınırın açılışı Karabağ’da işgalin kaldırılmasına net olarak bağlandığına göre, Türkiye bu kozu bir daha kullanamayacak demektir.
Öyleyse?
Öyleyse, kendi seçmeni tarafından çifte-standart suçlamasıyla karşılaşan Obama’nın o netameli sözcüğü kullanması olasılığı artmıştır.
Ancak, bence, artık o sözcüğün kullanılması dünyanın sonu anlamına gelmeyecektir. 
Türkiye 1915 yılı olayları konusunda, bir şantaj ve aşağılama silahına dönüştürülen eski pozisyonunun savunulamaz hale geldiğini kabul edip, savunulabilir yeni mevzilere geçmek zorundadır. 
Böyle mevziler vardır. Aranırsa bulunur.