Kalabalığın içinden izlenimler

Dün sabah Hrant Dink'in cenaze töreni başlarken Agos gazetesinin karşısındaki kalabalığın en arkalarında sıkışıp kaldığımı gören bir yurttaş: "Haluk bey, şuraya gazetecilerin yanına çıksanıza" dedi.

Dün sabah Hrant Dink'in cenaze töreni başlarken Agos gazetesinin karşısındaki kalabalığın en arkalarında sıkışıp kaldığımı gören bir yurttaş:
"Haluk bey, şuraya gazetecilerin yanına çıksanıza" dedi.
"Hayır" dedim. "Bugün gazeteci olmak istemiyorum. Yalnızca bu kalabalık içinde bir vücut olmak istiyorum!"
Gerçekten öyleydi. O anda, ellerinde 'Hepimiz Hrant Dink'iz Hepimiz' ve "Hepimiz Ermeniyiz Hepimiz" yazan pankartlar taşıyan inanılmaz kalabalığın ortasında ne gazeteci olmak istiyordum, ne profesör, ne aydın, ne yazar, ne şu, ne bu...
Yalnızca orada kapladığı yerle 'Ben de varım!' diyen bir vücut olmak istiyordum. Diğer vücutlarla birlikte sayılacak bir vücut.
Bir insan.
Tıpkı Hrant Dink gibi "Demokrasiden yanayım, ifade özgürlüğünden yanayım, insan sevgisinden ve kardeşlikten yanayım ve bu ülkeyi çok seviyorum!" diyen bir insan. Vücudunun orada oluşuyla bu mesaja katkıda bulunmaya çalışan bir insan.
Oysa yazarların siyasi tutumlarını yalnızca yazılarıyla koyması gerektiğini savunmuşumdur hep. "Kaleminiz var, köşeniz var, anlatın, ikna edin" diyegelmişimdir.
Demek ki, bir an geldi (Hrant'ın vurulduğu an?) onun yetersiz kalabileceği kafama dank etti.
Yıllardır yazıyorduk, çiziyorduk, konuşuyorduk, karanlığa taşlar atıyorduk?
O taşlara ne oluyordu? O taşlar birilerinin başına çarpıyor muydu? Birileri o taşları tutup başının üstüne koyuyor muydu?
Kimlerdi onlar? Kaç kişiydik?
Vücutlar olarak görmek istiyordum bunu. Bir araya gelmiş ve beraberiz diyen vücutlar...
Hrant Dink'in cenazesi hem hiç yalnız olmadığımızı ortaya koydu, hem de vücut vücut oraya gelenlerin hiç de kolay tarif edilemeyeceğini.
Meğer ne kadar çokmuşuz ve ne kadar birbirimizden farklıymışız!
Klişe deyiş düşmanı ben, izninizle, bir klişe deyiş daha kullanayım: 'İstanbul dün tarihi günlerinden beri yaşadı.'
Yalnızca unutulmayacak bir olay yaşadı anlamında değil, aynı zamanda değişti anlamında.
Hayır, 'bu şehir o eski İstanbul' değildir artık.
Bu şehir dün kimi bürokratlara ve siyasetçilere ders verdi.
Onlara kötü bir haberim var:
Bu şehirde (ve bu ülkede) demokrasi yükselen değerdir!