Kaldırım döşüyorlar

Bütün yaşananlardan, bütün konuşulanlardan, bütün yazılanlardan sonra, 2010 yılının Ağustos ayında...

Bütün yaşananlardan, bütün konuşulanlardan, bütün yazılanlardan sonra, 2010 yılının Ağustos ayında, Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasiye yeni ufuklar açma iddiasında olan bir Başbakan bir meydan nutku sırasında kendisinden daha kısa boylu olan siyasal rakibini kastederek:
“Önemli olan boy değildir, soydur soy!” diyebiliyor ve siz Türkiye’de demokrasinin geleceği konusunda
gene de karamsarlığa kapılmıyorsanız, “Bravo, ne kadar iyimsersiniz!” derim.
Onun hemen ardından, aynı partinin bir büyükkent belediye başkanı, soy konusunda sorunu olduğu Başbakan tarafından ima edilen rakip parti genel başkanının annesinin Ermeni soyundan geldiğini söyleyebiliyor ve sizin iyimserliğiniz hâlâ sürüyorsa, ne diyeceğimi bilemem.
Belki: “Cehenneme giden yol iyi niyet kaldırımlarıyla kaplıdır” sözünü anımsatmam gerekir size.
***
İktidar partisi ve yandaşları Anayasa paketi referandumunu bir hayat memat meselesi olarak algıladıklarını belli ediyorlar. Genel seçimmiş gibi çok çalışıyor, her urgana asılıyor, yerine göre havuç ve sopaya başvurmaktan geri durmuyorlar.
Kamu çalışanlarına referandumda ‘Evet’ karşılığı toplusözleşme vaat eden onlar...
TÜSİAD’a ve ‘evet’ diyeceğini açıklamamış sivil toplum kuruluşlarına ‘Sizi yok ederiz’ anlamına
gelen tehditlerde bulunanlar onlar...
Hep, ‘daha ileri bir demokrasi’ için.
Bunların demokrasisinde seçme hakkı, Henry Ford’un tek renkli 1914 modeli otomobili
için verdiği tercihe benziyor:
“İstediğinizi seçmekte özgürsünüz, yeter ki siyah olsun!”
***
Yukarıda iyi niyetten söz ettim. Hepsi iyi niyetli değil tabii. Gelecekteki mevkilerinin temeline harç atmak için mantığın namusunu zorluyorlar.
Sabah akşam yargının demokratlaşmasının öneminden dem vuran bir tanesi özetle şöyle diyor:
“Anayasa değişikliğine hayır diyenin demokratlığına inanılmaz!”
Diyebiliyor.
Seçmene demokrasi gereği iki seçenek veriliyor ama seçmen yalnız birini kullanınca demokrat oluyor!
Ya ötekiler? Onlar ne oluyor? Gafil? Cahil? Hain?