Kapatma davası ve çözüm planı

'Büyük çözüm' projesi, 'Siyaset yapmamıza izin verilmedi, biz de o yüzden dağa çıktık' argümanının radikallerin elinden alınmasını gerekli kılıyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Demokratik Toplum Partisi'ne (DPT) karşı kapatma davası açılmış olmasının insanı karamsarlığa sürükleyecek kadar beklenen bir şey olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Daha önce birçok kez yaşadığımız, neredeyse kanıksadığımız bir şey...
İnsan bazen, herkesçe beklenen ve geleceği aşikâr olan sonuçlar yerine farklı şeyler olabileceği umudunu beslemek istiyor... Ve ardından, hayal kırıklığı...
Bu hayal kırıklığının ortaya çıkmasında başrolün DTP tarafından oynandığı ortada. Parti Meclis'e girdiğinden beri adeta doğrudan doğruya kapatılmaya oynadı. Gittikçe radikalleşti. Son yönetim değişikliği bile bu yönelim içinde gerçekleşti.
İşte insanın aklına o noktada şüphe düşüyor. Eğer DTP'nin kapatılması sürecinin başlatılması DTP içindeki radikallerin ve onların arkasındaki PKK'nın istediği bir şey idiyse, davanın zamanlaması ne kadar isabetlidir? Bu sürecin şu anda başlaması, Türkiye'yi 'büyük sorunu' çözmek için ihtiyaç duyduğu bir enstrümandan yoksun bırakmaz mı?
Açıklayayım:
Türkiye'nin gittikçe daha fazla enstrümanlı hale gelen 'büyük çözüm' projesi 'Siyaset yapmamıza izin vermediler, o yüzden dağa çıktık' argümanının radikallerin elinden alınmasını gerekli kılıyor.
Bu argüman ortadan kalkınca, Türkiye'yi bu konuda köşeye sıkıştırmak isteyen kimi dış çevrelerin de söyleyebilecekleri fazla bir şey kalmıyor.
Başbakan Erdoğan son zamanlarda yaptığı konuşmalarda bu kozun önemini birçok kez vurguladı. Onun kafasında şekillenmekte olan 'büyük çözüm' planında da bu kozun kırılmadan elinde kalmasının önemine inandığı anlaşılıyordu. Şöyle:
DTP'liler Meclis'te olacaklar, dağdakilerin evlerine dönmeleri için af formülleri üzerinde çalışılacak, ABD üzerinden Barzani ve Talabani'ye tam saha pres yapılarak PKK'nın manevra alanı daraltılacak, İran ve Suriye üzerinden sıkıştırmalar devam edecek, AB ülkeleri PKK'nın parasal kaynakları üzerindeki denetimlerini yoğunlaştıracaklar, örgüt zayıflayacak...
Ve yerel seçimlerde alınacak sonuçlarla, DTP tabanda marjinalleştirilecek...
Aynı anda çok düğmeye sürekli olarak basılmasını gerektiren bir plan bu. Bu türden çok düğmeli planları pek seven Amerikan mühendislerinin eli değmişe benziyor...
Ayrıca şunu da söylemek gerek: Masanın üzerinde başka bir plan da yok. Yalnızca, tek tek bazı düğmelere basılmasını önerenler var.
Oysa, artık anlaşıldı ki, o düğmelere tek tek basılması 'büyük sorunu' çözmüyor.
Ve o 'büyük sorun'u çözülmeden Türkiye düze çıkamıyor.