Keyifli bir yazı

Her yıl bir adet Beşiktaş yazısı yazdığımı bu köşenin cefakâr okuyucuları bilirler. İşte bu yazı, o yazı. Amerikan Başkanları'nın 'Ulusun Durumu' konuşmasına benzeyen 'Beşiktaşlı'nın Durumu' yazısı! Bundan önceki birkaç yıl Beşiktaş yazılarım kötümser ve eleştireldi.

Her yıl bir adet Beşiktaş yazısı yazdığımı bu köşenin cefakâr okuyucuları bilirler. İşte bu yazı, o yazı. Amerikan Başkanları’nın ‘Ulusun Durumu’ konuşmasına benzeyen ‘Beşiktaşlı’nın Durumu’ yazısı!
Bundan önceki birkaç yıl Beşiktaş yazılarım kötümser ve eleştireldi. Bu kez öyle değil. Baksanıza, hem ligde hem de kupada zirveye oynuyoruz.
Bizim ‘çarşı’da yüzler gülüyor.
Benim ki de gülüyor, ama yalnızca futbol takımıyla ilgili değil bu. Asıl neden Teknik Direktör Mustafa Denizli’nin hafta başında söylediği sözler.
Ne mi demiş Denizli?
“Son beş maç keyifli geçecek!” demiş.
Son beş maç, yani şampiyonu belirleyecek olan beş maçtan söz ediyor ve ‘keyif’ten söz ediyor. Ölmekten, mahvolmaktan, bitmekten, tükenmekten değil, keyiften söz ediyor. Keyif!
Gerginlik, kalp durması, psikolojik bunalım değil, keyif.
Futbolun insana keyif verebileceğini unutmuş olmalıyız ki, bu sözcüğü görünce yadırgıyoruz.
‘Keyif’ kelimesinin tam karşıtının başka hiçbir dilde bulunmadığını biliyor musunuz? Bana inanmıyorsanız ‘Gel keyfim gel’ ya da ‘Keyfime diyecek yok’, ‘Herif yan gelmiş keyif çatıyor’ cümlelerini en iyi bildiğiniz yabancı dile çevirin bakalım!
Türk Dil Kurumu’nun eski sözlüğü ‘keyif’i ‘vücut esenliği, tasasızlık, hoş vakit geçirme’ gibi karşılıklarla anlatmaya çalışıyor. Başka sözlüklerde ‘neşe, huzur, kendini iyi bulma’ gibi karşılıklara da rastlanıyor.
Özetle, ‘keyif’te bir iç rahatlığı ve kendini sağlıklı hissetme öğesi var.
Futbol için bu sözcüğü kullanarak bize yalnızca bu sporla değil, hayatımızla ilgili çok önemli bir şeyi hatırlattığı için Denizli’ye teşekkür etmemiz gerekiyor.
Tüm zorluklara rağmen, çevremizde keyfi çıkarılabilecek o kadar çok şey var ki!
Bu yıl şampiyon olmak istiyoruz ama olamazsak da dünyanın sonu değil. Mütevazı Sivas’ın şampiyonluğunun da keyfini çıkartabiliriz. Alırlarsa, onlarınki de hak edilmiş bir şampiyonluk olacak.
Sivas’ın ve Kayseri’nin bir futbol gücü olarak yükselişi kuşkusuz son 10 yıldır Anadolu’da
gerçekleşen dönüşümden kopuk değil. Bunlara
Konya’yı da ekleyebiliriz.
Ekonomik gelişmeyle birlikte kentlilik gururu yükselen kentlerimiz bunlar. Bildiğimizden farklı, ‘muhafazakâr’ bir modernleşme çizgisi sürdürüyorlar. Amerikanvari büyük alışveriş merkezlerine, futbol takımlarına, dev stadyumlara, dinsel törenlere gösterdikleri ilgiyi tiyatrolara, konser salonlarına, içki servisi de yapılan lokantalara ve kitapçılara da gösterdikleri söylenemez.
Modernleşiyor ve sanayileşiyorlar ama, onun ayrılmaz bir ürünü olması gerek ‘sol’ düşünce oralarda yeşerecek toprak bulamıyor.
İçinde sol kültür olmayan bir modernleşme nasıl olur? Bazılarımızın kaygıyla sorduğu soru bu.
Aman, boş verin. Böyle zor sorularla keyfinizi kaçırmayayım.
Denizli’nin yaptığı gibi yapın. Son beş haftanın keyfini çıkarın!