Kıbrıs'ta zaman azalıyor

Türkiye'de yaşı kemale ermiş bir okura okutması en zor olan üç şey nedir? Zor: Kıbrıs sorunuyla ilgili haber okutmak

Türkiye’de yaşı kemale ermiş bir okura okutması en zor olan üç şey nedir?
Zor: Kıbrıs sorunuyla ilgili haber okutmak
Daha zor: Kıbrıs sorunuyla ilgili makale okutmak.
En Zor: Kıbrıs sorunuyla ilgili kitap okutmak.
Bizim yazıişleri müdürü Erdal Güven bu en zoru bana yaptırttı ve Kıbrıs sorunuyla ilgili 150 sayfalık kitap okuttu. İyi de yaptı.
Kitap dediğim, bir ‘nehir söyleşi’. Adı ‘Adam Talat’ın Kıbrıs’ı’. Uzun yıllardır Kıbrıs sorununu kendisine dert etmiş olan Erdal Güven KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile konuşuyor. Talat’ın çocukluğundan başlayıp günümüze kadar getiriyor.
Bir hayatın insanın doğduğu yer tarafından ne kadar belirlenebileceğini bu yaşamöyküsünde görüyoruz. Adam gerçekten Kıbrıslı!
Talat’ın çözüm yanlısı bir siyasetçi olduğunu biliyoruz. Ancak, malum deyişte söylendiği üzere,
tango yapmak için iki kişi gerekli ve Kıbrıs Rum kesimi başında Talat’ın çok iyi tanıdığı Hristofyas’ın bulunmasına rağmen dans etmiyor. Dans eder gibi yapıyor belki, ama iş kıvrak figürlere gelince kaskatı kesiliyor.
Bunun temel nedenini de dobra dobra kabul etmek gerek: Kıbrıslı Rumların çoğu Türklerle birlikte yaşamak istemiyorlar! Toplumsal irade yok.
Ancak, işlemeye devam eden çeşitli saatler nedeniyle soruna kalıcı bir çözüm arayışı devam etmekte...
Talat’ın çözüm formülü şöyle:
“İki bölgeli, iki toplumlu, Kıbrıslı Türklerin eşitliğine, kendi kendini yönetme hakkına dayalı, egemenliğin paylaşıldığı ve Türkiye’nin garantörlüğünün devam ettiği, AB üyesi bir federal Kıbrıs Cumhuriyeti.”
Konuya biraz aşina olan her Türk’ün Talat’ın bu duasına ‘Amin’ diyeceğini düşünüyorum. Makul, hakkaniyete uygun, geçmişi yadsımayan ama geleceğe kapı açan bir formül bu.
Ne var ki, özellikle Kıbrıslı Türklerin eşitliği ve egemenliğin paylaşılması gibi konularda Rum tarafını ikna etmek mümkün görünmüyor.
Kıbrıslı Rumlar AB üyesi olmanın avantajlarını tepe tepe kullanıyorlar. 
Soru: Nereye kadar?
Son 50 yıldır birçok çıkarını Kıbrıs sorununa ipotek etmiş olan Türkiye yukarıdaki formülden aşağısını ancak bir şartla kabul edebilir: AB’ye giriş garantisi ve tarihi verilmesi şartıyla.
Aksi takdirde onca emek ve özveriden sonra Kıbrıs’ı ‘vermiş’ olur. Şimdiki dahil hiçbir Türk hükümeti
bu kadar enayi değildir.
Nisanda KKTC’de Başkanlık seçimleri var. Çözüm yanlısı Talat’ın bir daha seçilip seçilemeyeceği belli değil. AB, limanların Rum gemilerine açılması konusunda bastırıyor.
Zaman bir faktör haline geldi.
O güne kadar bir çözüm çıkmazsa, Talat’ın bir sonraki kitabının adı ‘Nasıl aldatıldık?’ olabilir.