Kılıçdaroğlu ne yapmalı?

Mehmet Sevigen istifa etmezse, CHP?nin dürüstlük üzerine kurmak istediği 29 Mart seçimleri söylemi ayakta kalamaz. Böyle bir durumda, partinin dürüstlük...

Mehmet Sevigen istifa etmezse, CHP’nin dürüstlük üzerine kurmak istediği
29 Mart seçimleri söylemi ayakta kalamaz. Böyle bir durumda, partinin dürüstlük söyleminin simgesi haline gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekilmesi belki de daha iyi olur. Sevigen yerinde kaldığı takdirde seçim nasıl olsa kaybedileceğine göre, hiç olmazsa Kılıçdaroğlu’nun siyasal geleceği kurtulur.
Yazının bitiminde varacağım sonucu, bu kez peşinen dile getirmeyi uygun buldum. Çünkü olay ve tartışma çok sıcak, fokur fokur kaynıyor. Ayrıntılarda kaybolmamak gerek.
Geçen yazımda, bu kampanyada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘tek adam’ olarak kent meydanlarında konuşurken kullandığı popülist söylemi analiz etmiştim. Bu söylemin kitlelerin bilinçaltındaki bazı korku ve öfkelere gönderme yaptığını ve bu yüzden etkili olduğunu örneklerle anlatmıştım.
Ana muhalefet CHP ise karşı söylemini ‘dürüstlük’ üzerine kurmaya çalışıyor. Yolsuzluklara fırsat vermeyen , yoksulun ve yetimin hakkını koruyan, bu uğurda başta milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması olmak üzere ne gerekiyorsa her şeyi yapmaya hazır ‘temiz’ bir parti...
Tabii, öncelikle, altı yıllık iktidarı sırasında kendi zenginlerini yaratan ve bu yolda hiçbir engel tanımayan AKP’den daha temiz bir parti!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki yükselişi ve İstanbul’da aday oluşu işte bu çerçeve içinde gerçekleşti. Anlaşıldı ki, bu yaklaşıma taban cevap vermektedir. Bu sayede CHP’nin kentteki destek oranı aralıktaki yüzde 30 duvarını aşıp yüzde 35’e tırmandı ve Sevigen olayına kadar daha da tırmanmaktaydı...
Şurası çok açık: Kılıçdaroğlu hem Sevigen’in yaptığını sineye çekip, hem de onu ‘temiz adam’ Kılıçdaroğlu yapan yolsuzluk savaşçısı imgesini sürdüremez. Bu kampanyada partisinin ana söylemi eskisi gibi laiklik üzerine kurulsaydı belki sürdürebilirdi. Terör ve asayiş üzerine kurulsaydı sürdürebilirdi. Ama şimdi yapamaz. Kazandığı
Şaban Dişli, Mehmet Dengir Fırat, Melih Gökçek düellolarından sonra yapamaz.
Mutlaka acilen tavır koymak ve ‘gerekeni yapmak’ zorundadır.
Yani, Sevigen’in istifasını daha açık bir biçimde istemek ve aksi takdirde kendisinin bir durum değerlendirmesi yapacağını ilan etmek zorundadır.
Bunu yaparsa, Sevigen badiresi bir fırsata dönüşebilir. İlkeli bir siyasetçi olarak tutarlılığı, halkın her kesiminden takdir görür. Kendisine ‘Helal olsun!’ diyenlerin sayısı artar. Bu seçimde kazanamasa bile ileride kazanabileceği seçimler ufukta belirir.
Yok, bunu yapmaz, sorunu net bir tavır almadan, mırın kırın ederek atlatmaya çalışırsa hem bu seçimi kaybeder, hem de siyasal geleceğini.
En başta söylediğim işte budur.