Kısa bir izletimiz var

Televizyon programlarını izlerken kim bilir kaç kez duydunuz: "Sevgili seyirciler, şimdi kısa bir veteremiz var."

Televizyon programlarını izlerken kim bilir kaç kez duydunuz:
“Sevgili seyirciler, şimdi kısa bir veteremiz var.”
Bu ‘vetere’nin ne olduğunu kaç kişi biliyor acaba?
‘Vetere’ dediğimiz aslında İngilizce ‘video tape recorder’ın, yani ‘video bant kaydedici’nin kısaltılmışı olan VTR’nin Türkçe okunuşu.
‘Vetere’ kelimesi ile baştan beri hiç yıldızım barışmadı, şunca yıllık televizyon hayatımda
bir tek kez bile kullandığımı hatırlamıyorum.
Hep başka sözcüklerle geçiştirmeye çalıştım:
Özet, haber, paket, görüntü, vb.
Ama hiçbiri tam oturmadı.
Bu arada VTR dediğimiz aygıt teknolojik olarak da aşıldı. Çünkü video bant kayıtları manyetik okuma için yapılıyor, oysa dijital teknolojilerle artık görüntü ve ses optik okuma için kaydediliyor. Yani ‘vetere’ dediğimiz şey artık çoğu kez video bant kaydı değil.
Hal böyle olunca, konunun dersini de veren biri olarak, acaba ‘vetere’ yerine ne diyebiliriz diye düşünmeye başladım. Kendim bir şey bulamayınca,
yeni sakinlerinden olduğum Twitter mahallesi
ahalisine sormaya karar verdim.
Gelen önerilerden biri çok hoşuma gitti: ‘İzleti’. Mucidi eski öğrencim, şimdi televizyon hocası
Alper Özçakır.
Twitter mahallesinden ‘izleti’yi destekleyenler çıktı, eleştirenler oldu. Ancak, genel tepkinin olumlu olduğunu söyleyebilirim.
‘İzleti’yi ilk kez geçen hafta bir televizyon programında kullandım.
Başkalarına da öneririrm.
Böylece kitle medyalarının yerini alacağı tahmin edilen sosyal ağların ne gibi amaçlarla kullanılabileceğini de görmüş oluyorum.
‘Wiseoldturk’ mahlaslı Twitter maceramın nasıl gittiğini merak edenlere raporum aynen şöyledir:
“Tutku ya da takıntı haline gelmedi ama günde birkaç kez bakıyorum. Mahallenin ağalarından
ikisi tavsiye ettiği için takipçilerimin sayısı 1000’i buldu. Her gün biraz daha artıyor.
Onları tatmin edememek kaygısını duymaya başlıyorum ki, takıntıya giden yol herhalde bu tür kaygılardan geçmektedir.
Esprili insanlar var bu mahallede, eski dostlar var ve tabii yepyeni insanlar. Farklı bir âlem.
Twitter’ın hoş taraflarından birisi insanı kısa yazmaya zorlaması. İyi yazmanın bir kelime katma sanatı değil, kelime atma sanatı olduğuna ötedenberi inanan biri olarak şikâyetçi değilim.”
Çocukluğumuzda bize ELT telgraf yazmanın incelikleri öğrenirdi. O tür iletilerde de kelime
sayısına önem vermek zorundaydınız. Şimdi de
Twitter yeni kuşaklara tutumlu yazının erdemlerini öğretebilir. Çok da iyi olur.