Komşunun yaptığını yap

Yunanistan Türkiye için özel bir ülkedir. Yalnızca tarihsel nedenlerle değil, kültürel nedenlerle de özel. Pek çok bakımdan birbirimize benzeriz.

Yunanistan Türkiye için özel bir ülkedir. Yalnızca tarihsel nedenlerle değil, kültürel nedenlerle de özel. Pek çok bakımdan birbirimize benzeriz.
Biraz da bu yüzden Yunanistan’da olup bitenleri uzun yıllardır ilgi ve empatiyle izlerim. Yunanlılar bir konuda başarılı oldukları zaman sevinirim. Çünkü, bir şeyi bize bu kadar benzeyen onlar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz demektir. Yıllar önce basketboldaki başarılarını gıptayla gözlerken öyle düşünmüştüm. Gerçekten şimdi hemen hemen aynı düzeydeyiz. Avrupa Şampiyonası’nda son attığımız şut girseydi onlar değil biz yarı finaldeydik. Futbol düzeylerimiz de paralel ilerlemiştir. Atletizmde çok geri olmamıza karşın, pek çok alanda bu türden paralellikler bulabiliriz.
PASOK’un tek başına iktidara geldiği son seçimleri biraz da bu gözlerle izledim. Sevgili dostum İsmail Cem’in arkadaşı Yorgo Papandreu’nun Başbakan olmasına memnun oldum. Johnson Mektubu adlı kitabımda da anlattığım gibi, babası Andreas ile de yollarımız kesişmişti. Ne yazık ki onun Başbakanlık dönemi Türk-Yunan ilişkileri açısından pek parlak geçmemişti. Umarım oğlu Yorgo’nun dönemi Türkiye ile Yunanistan arasında bir altın çağ olur. Umarım ortak denizimiz Ege tüm adalarıyla açık bir denize dönüşür. Bundan iki halk da kazançlı çıkacaktır.
Bir şeyi Yunanlılar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz diye sevindiğimi söyledim. Son seçim bu açıdan bana bazı konularda umut verdi. Bakalım seçim öncesi ve sonrasında gıpta ile izlediğim ‘o’ şeyleri gerçekleştirerek komşumuzla aramızdaki farkı kapatabilecek miyiz?
Bunların başında yüzde 3’lük seçim barajı geliyor. Biz demokrasi adına kocaman laflar ederken bu en demokratik reformu bir türlü yapamıyoruz. Yüzde 10 baraj ile çoğulcu demokrasi olmaz.
İkincisi, neredeyse bizim kadar maço olan Yunanlıların kadınların siyasi hayattaki profilini nihayet yükseltmesi. Bu kez çok sayıda kadın milletvekili seçildi, yeni kabinede kadınların önemli bir ağırlığı olacağı söyleniyor. Darısı başımıza.
Üçüncüsü, PASOK’un seçim kampanyasında poster, afiş, pankart, plastik bayrak gibi ıvır zıvır kullanmaması. Papandreu hem çevre kirliliğine neden olmamak, hem de israftan kaçınmak için böyle bir karar aldıklarını söylemişti. Tüm öteki partiler PASOK’un yapmadığını yaptılar ama sonuç tam tersi oldu. Çevre kirletici propaganda yapmayan açık farkla kazandı. Hazine parası hovardası bizim partilerin kulağına küpe olsun!
Dördüncüsü, kampanya sırasında parti liderleri televizyonda canlı yayında tartıştılar. Son rauntta iki büyük partinin liderleri, Karamanlis ile Papandreu, Yunan halkının önünde birbirlerini sorgulama şansını elde ettiler. Bizde artık böyle şeyler olmuyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal neredeyse kampanya tartışmasını bile mektupla yapacaklar!
Beşincisi, seçimlerde ağır bir yenilgiye uğrayan Başbakan Karamanlis hemen partisi
YDP’nin genel başkanlığından da istifa etti.
Bilmem anlatabiliyor muyum?