Kör noktadan nasıl çıkılır?

Türkiye'nin Kürt sorununu hafifletmek için başlatılan 'demokratik açılım' sürecinin kolay olmayacağını pek çok kişi tahmin ediyordu.

Türkiye’nin Kürt sorununu hafifletmek için başlatılan ‘demokratik açılım’ sürecinin kolay olmayacağını pek çok kişi tahmin ediyordu.
Buna rağmen, iktidara yakın goygoycu takımı, pembe senaryolar üreterek beklentileri fazlasıyla yükseltti. 
Kürt kesiminden maksimalistler de bunu fırsat bilip esip gürlemeye başladılar. Yeni özgürlük ortamında dile getirilen dudak uçuklatıcı talepleri duyan milliyetçi kesim telaşa kapıldı. Ağır suçlamalar havada uçuşmaya başladı. AKP içinden bile ‘Acaba kontrolu kaybettik mi?’ diye kaygılananlar çıktı. 
Şimdi oradayız.
Bu, ileriye gitmenin çok zor olduğu bir nokta olsa, geri dönmenin de olanaksız olduğu bir noktadır.
Ülkeyi bu kör noktadan çıkarma sorumluluğu herkesten önce hükümette ve Başbakan’dadır.
İktidarın dışında bir ‘manevi şahsiyet’i olsaydı, Cumhurbaşkanı’nın da böyle bir rol üstlenebileceğini söyleyebilirdik. Ne yazık ki durum öyle değil.
O zaman, şu anda atılabilecek belki de yegâne adım, Başbakan Erdoğan’ın son bir hamleyle ana muhalefet partisi genel başkanı Baykal’ı ziyaret etmesi ve planın içeriği konusunda onu bilgilendirmesidir. Böylece onun ‘Bilmediğimiz bir şeyi desteklemeyiz’ şeklinde ifade ettiği haklı itirazını ortadan kaldırmış olur.
Belki asgari müştereklerde birleşebilirler. Yol açılır.
Yoksa süreç durur, dağ fare bile doğurmamış olur. Ölü fare doğurmuş olur.
Ve tabii derin düş kırıklıkları gelir ardından. Memlekete yazık olur.
*
Süreçle ilgili tartışmanın sertleşmesinin bir nedeni de, muhalefetin bunun arkasında bir Amerikan planı olduğunu söylemesiydi.
Başbakan Erdoğan bu iddiayı dillendirenleri çok ağır bir dille suçladı ve kanıtlamaya davet etti.
Aslında Başbakan kısmen haklı. Ama öbür taraf da tamamen haksız değil: Amerikan planı yok,
Amerikan takvimi var.
ABD kısa bir süre sonra Irak’tan çıkacağından Türkiye’nin de PKK sorununu kısa süre içinde çözmesini istiyor. Onun için bırakın ayları, haftalar bile önemli.
PKK’yı dağdan indirip silahsızlaştırdığı sürece, planın içeriği ABD için fazla önemli önemli değil.  Şu anı tüm taraflar için bir ‘fırsat’ haline getiren de bu zaten.
Son dönemlerde ele geçmiş en büyük fırsat.
Ama, gereken yapılmazsa kaçabilecek olan bir fırsat!