Künefe yasaklanmalı

Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırılması, diğer boyutlar bir yana, simgesel açıdan da önemli bir adımdır.

Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırılması, diğer boyutlar bir yana, simgesel açıdan da önemli bir adımdır. Türkiye’nin ve dünyanın gidişatı hakkında bize çok şey söylüyor. Dünya, Orta Çağ’da olduğu gibi, bir kez daha ‘açık sınırlı’ bir dünya olma yolunda ilerliyor. 
Bu yönelimin çok önemli ve anlamlı istisnaları olduğunu da unutmuyorum. Onlar, kuralı doğrulayan istisnalardır ve bu yüzden 21. yüzyılın fay hatlarını oluşturuyorlar. (‘Açık sınırlı’ dünyada ‘kale Avrupa’ paradoksu bir örnek!)
Bundan 15-20 yıl kadar önce Suriye dünyanın en kapalı ülkelerinden biriydi ve ‘tipik bir polis
devleti’ olarak tarif edilirdi. Suriye gizli servisinin sınırdan giren sineklerin bile farkında olduğundan
ve ülkeye girenlerin nefes almalarını bile dinlediğinden söz edilirdi
Bunlardan birisi PKK lideri Abdullah Öcalan’dı. Gelin görün ki, ne zaman Türkiye bundan yakınacak olsa Suriyeli yetkililer, bırakın nefes almasını, orada bulunduğundan bile haberleri olmadığını
öne sürer ve kargaları bile güldürürlerdi..
Derken bir gün kargalar gülmekten yoruldu.
Türkiye rest çekti, Abdullah Öcalan kendisini yad ellerde buldu...
Suriye’nin değişmesi de bir bakıma o zaman başladı.
Beşar Esad yönetimi, ağır aksak makamından da olsa, kireçlenmiş otoriter bürokrasiyi yavaş yavaş yumuşatmaya, topluma taze hava aldırmaya çalışıyor. Türkiye’ye vizenin kaldırılması bu süreci hızlandıracaktır.
Zaten son yıllarda Suriye, Türkiye’nin elinden tutup okul aile birliği toplantısına getirdiği bir çocuğa benziyor. Türkiye, çocuğun aslında o kadar kötü olmadığını, iyice de uslandığını anlatıyor diğer velilere. Onlar da, biraz çekinerek de olsa, bir zamanların haşarı çocuğunun başını okşuyorlar...
Vizenin kaldırılması daha çok sınır bölgesinde yaşayan ve akraba olan kesimlerin sorunlarını
çözecek olsa da, bizim gibi Gaziantep sofrası hayranları için de iyi haberdir. Gaziantep-Halep-Antakya yöresi dünyanın en leziz mutfağının yaşadığı altın üçgendir. Üç köşe birbirini tamamlar.  Gaziantep’ten Halep, sınırda beklememek koşuluyla, en fazla iki saat çeker; bir öğlen yemeği için bile olsa gitmeye değer. Aynı şeyi Antakya için de söyleyebilirim.
O yörenin yemek tariflerine başlayıp ağızları sulandırmak istemiyorum. Biraz müstehcene girer.
Örneğin, bence bu yörede yapılan künefenin yasaklanması gerekir. Çünkü hiçbir şeyin bu kadar güzel olmaya hakkı yoktur.
Gene de, sevgili okurlarım, sizlere Gaziantep-Halep-Antakya işi sıcak künefe lezzetinde bir bayram dilerim.