Marş marş kütüphaneye!

Deniz Baykal seçimlerden önce yaptığı konuşmalarda şöyle diyordu:</br>&quot;Seçimden sonra onlara marş marş mahkemelere diyeceğiz. Aklanın ondan sonra gelin.&quot;

Deniz Baykal seçimlerden önce yaptığı konuşmalarda şöyle diyordu:
"Seçimden sonra onlara marş marş mahkemelere diyeceğiz. Aklanın ondan sonra gelin."
Seçmen AK Partililerin aklanmaya ihtiyacı olmadığına inandığından olacak (Bir araştırmaya göre ülkemizde yolsuzlukların en önemli sorun olduğuna inananların oranı yüzde yarım dolayında imiş!), CHP liderinin isteği gerçekleşmedi.
Şimdi de gazeteler Deniz Baykal'a nereye gitmesi gerektiğini belirten türlü çeşitli önerilerle dolu! Rodos, huzurevi, emeklilik, üniversite hocalığı...
Benim de bir tavsiyem olacak:
"Marş marş kütüphaneye!"
Tıpkı yaşı 70'i aşmış Winston Churchill'in İkinci Dünya savaşı'nı kazanıp 1945 seçimlerinde İşci Partisi karşısında ağır bir yenilgiye uğradığında yaptığı gibi... Churchill altı yıl süreyle okudu, düşündü ve 1951'de yeniden iktidara geldi.
Belli ki, Deniz Baykal'ın da, 22 Temmuz seçimlerinde uğradıkları yenilgi yüzünden tüm umudunu yitirmiş olanların da, gazete köşelerinde yazılanlardan daha fazlasına ihtiyacı var. Bol bol okumak ve beyinlerine hava aldırmak. Öncelikle tarih, ama sadece tarih değil, gezi, anı, öykü kitapları, romanlar okumak. Ve tabii bol bol şiir.
Geçenlerde International Herald Tribune gazetesinde okuduğuma göre yalnızca büyük siyaset adamları değil, çok başarılı şirket yöneticileri, bu arada ünlü CEO'lar da öyle yapıyorlarmış.
Google, YouTube, Yahoo gibi en son teknolojik buluşlarla büyük paralar kazanan yeni milyarderler de bunlara dahilmiş.
Örneğin Nike şirketinin kurucusu Phil Knight'ın özel kütüphanesine bir ibadet yerine girer gibi eğilerek girmek gerekiyormuş.
Bu türden kütüphanelerde rafları şirketlerde tepeye tırmanmanın yollarını gösteren kitaplar değil, edebiyat klasikleri dolduruyormuş.
Bu arada özel bir konuya takıp o alandaki kitapları gerekirse milyonlarca dolar vererek toplayan işadamları varmış. William Blake'in şiirleri gibi.
Bizde de işadamlarımızın kaymak tabakası arasında bu türden insanlar olduğunu biliyorum.
Ya siyasetçilerimiz? Özellikle son seçimde yenilgiye uğrayanlar? Özellikle Deniz Baykal? Acaba ne gibi kitaplar okuyorlar, merak ediyorum.
Daha önce de dediğim gibi, 22 Temmuz'da başlarına gelenleri anlayabilmeleri için kendilerine dışarıdan bakabilmeleri, Türkiye'nin hangi noktada bulunduğunu ve nereye geçmekte olduğunu derinlemesine değerlendirebilmeleri gerekir. Derine inmeleri gerekir.
Bu yalnızca kitaplarla olur.
Ve tabii, zonklayan ruhların en iyi ilacı şiirdir!