Mazot ve reçel

Her seçimin unutulmaz bir vaadi vardır ki sloganlaşıp unutulmazlar arasına girer. 1940'ların 'Yeter!'i, 1983'ün 'Köprüyü sattırmam'ı, 1991'in 'Limon gibi sıktırmam!'mı gibi.

Her seçimin unutulmaz bir vaadi vardır ki sloganlaşıp unutulmazlar arasına girer. 1940'ların 'Yeter!'i, 1983'ün 'Köprüyü sattırmam'ı, 1991'in 'Limon gibi sıktırmam!'mı gibi. Öyle görünüyor ki, 2007 seçimlerinin unutulmazı olmaya, Cem Uzan'ın partisinin 'Mazot 1 YTL olacak!' vaadi aday!
Bu vaadin ilgi çektiğini gören diğer partiler boş dururlar mı? Fiyat indiren indirene! Seçim kampanyası, mazot piyasasına döndü!
Bu durumu mazotla ilgisi olmayan, evinde doğalgaz, otomobilinde benzin kullanan, hayatında traktöre binmemiş kentli kitlelerin hayret ve dehşetle izlediklerine eminim. Soruyorlar: Mazotun fiyatı bu kadar önemli olabilir mi? Ülkenin bekası, demokrasinin geleceği, laik yaşam tarzının devam edip etmeyeceği gibi koskocaman kavramların işe karıştığı bir kampanyada, insanlar mazot fiyatı 1 YTL'ye düşecek türünden palavra bir vaade kanıp oylarını bir partiye verebilir mi?
Belli ki, kimi siyasiler verebileceğine inanıyor ve kamuoyu araştırmaları onun pek yanılmadığını ortaya koyuyor.
Niçin mi?
İşte bu noktada karşımıza sadece bizim değil, modern temsili demokrasinin en önemli sorunlarından biri çıkıyor. Bunu, sistemin sıradan yurttaşın hayatından kopması şeklinde tanımlayabiliriz.
Ya da şöyle de diyebiliriz: Geniş halk kitleleri, siyasetin uzanamadığı yerlerde yaşıyorlar. Filan parti gitmiş, falan parti gelmiş, ha Ali Veli, ha Veli Ali, sıkıntılı hayatın somut gerçekliğinde değişen bir şey olmuyor. Anayasa değişmiş değişmemiş, 301 kalkmış kalkmamış, onların hayatını ırgalamıyor. (Irgalıyor tabii, ama çok dolaylı olarak ve onlar bunun farkında değiller.) Öyleyse?
Öyleyse, somut hayatlarına daracık bir yerden de dokunan bir vaat belirleyici olabiliyor. 'Ders kitapları bedava olacak!' ya da 'Emekliye 14 maaş!' gibi... Kendisinden kopuk bir heyula gibi görünen sistem,
o noktada bireysel anlam kazanıyor. Demagoglar modern temsili demokrasinin bu zaafını çok iyi biliyor ve kullanıyorlar.
Temsili demokrasinin başlangıç aşamalarında, hatta 20. yüzyılın başına kadar, seçme ve seçilme hakkı fevkâlâde sınırlıydı. O evrede sistemin merkezinde bulunan seçkinlerin oy konusunda karar vermeleri için bu türden vaatlere ihtiyaçları yoktu. Onlar doğrudan doğruya kendi çıkarlarının mücadelesini veriyorlardı. Demokrasi 'temsili' görünse de, bir bakıma 'doğrudan' işleyen bir süreçti.
Evrensel oy hakkıyla birlikte demokrasinin sınırları genişledi, halk işe karıştı, ama azıcık reçelin pek çok dilim ekmeğe sürülmesi gibi, tat azala azala neredeyse kayboldu. Tüm ekmeklere tat verecek kadar bol reçelin nasıl üretileceği ise bilinmiyor. Mazotun 1 YTL olması da işte bundandır.