Meğer müthiş bir yılmış

Yo, bitmek üzere olan 2009'u değil, 1999'u kastediyorum. 1999'da, tam da ikinci milenyum sone ererken, ne müthiş şeyler olmuş meğer. Türkiye, kendisini üçüncü milenyumun ilk on yılında çok uzaklara fırlatacağını sandığı bir takım rampalara çıkmış.

Yo, bitmek üzere olan 2009’u değil, 1999’u kastediyorum.
1999’da, tam da ikinci milenyum sone ererken,  ne müthiş şeyler olmuş meğer. Türkiye, kendisini üçüncü milenyumun ilk on yılında çok uzaklara fırlatacağını sandığı bir takım rampalara çıkmış.
Soğuk Savaş’ın bitiminden o güne kadar hissettiği yolunu kaybetmişlik duygusundan kurtulmuş.
Pırıl pırıl bir ‘gelecek’ görmüş ilerdeki yıllarda.
Neler mi olmuş o yıl? 
Abdullah Öcalan yakalanıp, yargılanmış ve ömür boyu hapse mahkûm edilmiş. PKK süresiz ateşkes
ilan etmiş. Helsinki’deki kritik zirvede Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde tam üyeliğe giden yolu açılmış. Amerikan Başkanı Bill Clinton Ankara’ya gelip Türkiye’nin önümüzdeki yüzyılın kurucu oyuncularından biri olacağını söylemiş.
Büyük Marmara depremine ve düşünce adamı Ahmet Taner Kışlalı’nın bir suikast sonucu öldürülmesine rağmen, yıl sonunda insanlar gelecek konusunda umutlu şeyler söyleyebilmişler.
2009’u bitirmek üzere olduğumuz bugünlerde aynı şeyi yapabiliyor muyuz?
Ben yapamıyorum.
1999’da nihayet geleceğini (terörden arınmış ve 10 yıl içinde AB’ye tam üye olacak bir ülke) gördüğünü sanan Türkiye, şu anda üç ay sonrasını görecek durumda değil.  
O  yıl ‘bittiği’ düşünülen Abdullah Öcalan, en az Suriye’de olduğu dönemdeki kadar etkili.
Terör dağlardan kentlere indi. 
AB yolu tıkanmış durumda. Zaten yerinde sayan tam üyelik müzakerelerinin Türkiye’yi tam üyeliğe götüreceğine artık kimse inanmıyor. Orkestra çoktan sustu ama, pisttekiler dans ediyormuş gibi yapıyorlar.
AB projesine katkıda bulunabilecek atılımlar bir türlü gerçekleşmiyor. 
Şimdi geriye dönüp bakıyorum da, o yönde en cesur adımlar 1999-2002 arasında Ecevit hükümetlerince atılmış.
Sürekli açılım yapıp, bir türlü boyunu geçen sulara açılamayan AKP idam cezasının kaldırılmasını sağlayabilir miydi? Yoksa o da Kıbrıs, Ermeni, Kürt, Alevi, Demokrasi açılımları gibi sallantıda ve sürüncemede mi kalırdı?
Dünyada yolunu kaybetmiş, yurtta belirsizlikler içinde, gergin bir ülke.
2009’un sonunda görünüm bu.
1999’un bitişinde, 10 yıl sonra böyle bir noktada olacağımızı söyleseler inanmazdım.
Umarım 2010 hepimiz için inanılmayacak kadar iyi bir yıl olur..