Merkez sağ ve büyük sermaye

'Merkez sağ'daki birleşme ve bütünleşme girişimi niçin fiyaskoyla sonuçlandı?

'Merkez sağ'daki birleşme ve bütünleşme girişimi niçin fiyaskoyla sonuçlandı?
İleride siyasal tarih ne der bilemeyiz. Ancak başlangıçta bu 'proje' hayatta ender rastlanacak büyüklükte bir fırsat gibi görünüyordu. Sanki 2007 yazında siyaset sahnesinde her şey bu olay için hazırlanmıştı.
Birkaç ay önce, bu bütünleşme fırsatının ortaya çıktığı ilk günlerde TV 8'de 'Yüksek Siyaset' programına katılan Erkan Mumcu:
"Buna herhangi bir taktik birleşme olarak bakmıyoruz. Bu bir iktidar projesidir" demişti.
Ancak panelistlerimizden birisinin 'Eski kurtlar sağın mirasını size bırakmazlar, uğraşırlar' demesi üzerine çok kararlı bir sesle:
'Biz o oyuna gelmeyiz!' diye mırıldanmıştı.
Olaylar çok hızlı gelişti. Göz açıp kapayıncaya kadar müthiş yol alındı. O kadar ki, sağdaki gelişme soldakilere örnek gösterildi. CHP ve DSP yöneticilerine 'Birleşeceksiniz. Yoksa oyumuzu onlara veririz haa' türünden şeyler söylendi.
Ve derken, her şey kurulduğu kadar hızlı bir şekilde çöküverdi.
Niçin böyle olduğunu çok iyi anladığımı iddia edecek değilim. Muhakkak, eski kurtlar pişmiş aşa su katmaya çalışmışlardır; eminim, merkez sağda on yıllardır at koşturan siyaset bezirgânları binbir çeşit ayak oyununa baş vurmuşlardır, falan filan...
Ama galiba derinde başka nedenler aramak lazım.
Aklıma ilk olarak, merkez sağın arkasındaki güçlerin parçalanmışlığı geliyor. Bu parçalanmışlık nedeniyle projenin yeterince korunmadığını, içindekilere yeterince baskı yapılamadığını, yönlendirici olunamadığını düşünüyorum.
Klasik şemada, merkez sağın arkasındaki ağırlıklı güç, büyük sermayedir. Türkiye'de de öyleydi. Türk büyük sermayesi hemen hemen kesintisiz olarak merkez sağ partileri (DP, AP, ANAP) destekledi, dinci oluşumlara ve sol partilere karşı çıktı.
Bugün için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?
Günümüzde kafaları karıştıran faktörler var. Bunlardan birisi, AKP olgusu. O da, dinci siyaset geçmişine rağmen, yelpazenin aynı yerine talip olduğunu söylüyor ve özellikle AB yanlısı tutumuyla kozmopolit büyük sermayeyi cezbediyor.
İkincisi, daha muhafazakâr, hatta dinsel sağcı Anadolu sermayesinin değişimi. Bu sermayenin ülke sınırlarını aşıp uluslararasılaşması, dünya ekonomisine eklemlenmesi ve bu süreçte anti-Batıcı ve anti-AB'ci tutumundan sıyrılması.
Bu ikinci grubun son haftalarda AKP yanlısı tutumda ısrar edip, DP oluşumuna soğuk duruşu dikkat çekiyor.
O zaman ne oluyor? ANAP ile DYP'nin bütünleşmesinden oluşacağı umulan DP, sağlam kazığa bağlanmamış bir balona dönüşüveriyor.
Yoksa, her şeyin tam anlamıyla karman çorman olduğu bir dönemde böylesine ender bir fırsatın heba edilemesine eskisiyle yenisiyle, seküleri ve İslamisiyle Türk 'burjuvazi'sinin izin vermemesi gerekirdi.
Parmak bile kıpırdatılmadı. Anlamlıdır.